<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss" xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/"
	>

<channel>
	<title>Araştırma Notlarım</title>
	<atom:link href="http://bilalkabakli.wordpress.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://bilalkabakli.wordpress.com</link>
	<description>Psikoloji, UX, UI, proje yönetimi, mobil teknolojiler, sosyal medya ve biraz da  kayıt dışı - bana ait olanlar.</description>
	<lastBuildDate>Sun, 13 May 2012 08:46:51 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.com/</generator>
<cloud domain='bilalkabakli.wordpress.com' port='80' path='/?rsscloud=notify' registerProcedure='' protocol='http-post' />
<image>
		<url>http://s2.wp.com/i/buttonw-com.png</url>
		<title>Araştırma Notlarım</title>
		<link>http://bilalkabakli.wordpress.com</link>
	</image>
	<atom:link rel="search" type="application/opensearchdescription+xml" href="http://bilalkabakli.wordpress.com/osd.xml" title="Araştırma Notlarım" />
	<atom:link rel='hub' href='http://bilalkabakli.wordpress.com/?pushpress=hub'/>
		<item>
		<title>Doğru zamanda değişen hayatlar.</title>
		<link>http://bilalkabakli.wordpress.com/2012/05/06/dogru-zamanda-degisen-hayatlar/</link>
		<comments>http://bilalkabakli.wordpress.com/2012/05/06/dogru-zamanda-degisen-hayatlar/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 06 May 2012 08:26:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Bilal KABAKLI</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ürün Geliştirme]]></category>
		<category><![CDATA[ürün geliştirme]]></category>
		<category><![CDATA[ürün geliştirme ve değişiklik]]></category>
		<category><![CDATA[google]]></category>
		<category><![CDATA[instagram]]></category>
		<category><![CDATA[instagramın hikayesi]]></category>
		<category><![CDATA[kevin systrom]]></category>
		<category><![CDATA[mike krieger]]></category>
		<category><![CDATA[odeo]]></category>
		<category><![CDATA[startup nasıl başlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://bilalkabakli.wordpress.com/?p=285</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Değişmek çok zordur! Muhtemel her değişiklik, her türlü yenilik insanı korkutur.&#8221; Bu sözü duyduğum ilk günü, daha bugünmüş gibi hatırlıyorum. Üniversitenin ilk yılında yarı uyur bulunduğum derslikte, ne anlama geldiğini bile tam bilemediğim bu cümleler, iletişim ile alakalı tutunduğum ilk daldı. İstisnasız her insan, yol ayrımlarında kazanacağından çok kaybedeceğini ve aldığı riskleri düşünüyor. Çoğu zaman [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=bilalkabakli.wordpress.com&#038;blog=20632365&#038;post=285&#038;subd=bilalkabakli&#038;ref=&#038;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p>&#8220;Değişmek çok zordur! Muhtemel her değişiklik, her türlü yenilik insanı korkutur.&#8221;</p>
</blockquote>
<p>Bu sözü duyduğum ilk günü, daha bugünmüş gibi hatırlıyorum. Üniversitenin ilk yılında yarı uyur bulunduğum derslikte, ne anlama geldiğini bile tam bilemediğim bu cümleler, iletişim ile alakalı tutunduğum ilk daldı.</p>
<p>İstisnasız her insan, yol ayrımlarında kazanacağından çok kaybedeceğini ve aldığı riskleri düşünüyor. Çoğu zaman bir değişiklik yapmamak için bahaneler üretiyor. Sebebinin ismini gene kendi buluyor; yetersiz enerji, vakitsizlik, imkansızlıklar, başka sorumluluklar. Erteliyor. Yapmak istediklerini her an yapabilirmiş gibi davranıyor ve suçlu hissetmiyor.</p>
<p>Ama aramızda kendinin farkında olanlar da var.</p>
<p><a href="http://bilalkabakli.files.wordpress.com/2012/05/instagram1.png"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-297" title="instagram" src="http://bilalkabakli.files.wordpress.com/2012/05/instagram1.png?w=150&h=150" alt="" width="150" height="150" /></a></p>
<p>Google&#8217;dan Basecamp&#8217;e, Bill Gates&#8217;den Steve Jobs&#8217;a kimlerin kimlerin hikayesi anlatıldı buralarda. Girişimciliği öğrenmek için okunan kitaplardan ne alıntılar yapıldı, yalandan havalar atıldı.</p>
<p>Ben başkalarının hikayelerini anlatmak istemiyorum, inanın okumak bile istemiyorum. Kendi hikayelerimiz varken başkalarının hikayeleri vakit kaybı, boş satırlar. Ancak girişimcilik hamleleri yapmaya çalışan, ürün geliştirme ile uğraşan ya da mobile adım atmak isteyen kişilerin okumak isteyebileceği bir hikayeden bahsetmek istiyorum. Ramiz Dayı ses tonu ile söylediğimi varsayın; &#8220;<strong>Instagram</strong>&#8220;.</p>
<p>Neredeyse her aktif akıllı telefon kullanıcısının edinmiş olduğu &#8220;<em>sosyal fotoğraf</em>&#8221; uygulaması Instagram, geçtiğimiz haftalarda 1 milyar dolara satıldı. Kurucu <strong>Kevin Systrom</strong> yola çıktığında ise Instagram benzeri bir uygulama yapmak aklının köşesinde dahi yoktu.</p>
<p><span id="more-285"></span><img class="size-thumbnail wp-image-291 alignleft" title="kevin systrom" src="http://bilalkabakli.files.wordpress.com/2012/05/kevin-systrom1.jpg?w=150&h=150" alt="" width="150" height="150" />Kevin (s<em>iyah beyazın havasına aldanmayın, evlat olsa sevilmez</em>), Stanford Üniversitesi&#8217;nden mezun olduktan sonra bir süre Twitter (Odeo) ve Google&#8217;da çalışıyor. Yazılım eğitimi almamış olsa da  kod yazmak için uğraşıyor. Söylediğine göre; kendinden çok daha başarılı programcılar olduğunu görünce direksiyonu pazarlama ve ürün geliştirmeye doğru çeviriyor.</p>
<p><strong>Girişimciliğin ilk adımı</strong></p>
<p>Kevin, girişimciliğin ilk adımlarını 2009 yıllarının sonunda atmaya karar veriyor. Foursquare&#8217;in önde götürdüğü lokasyon bazlı servislerin tavan yaptığı zamanlar. O sıralarda Silikon Vadisi&#8217;ndeki pek çok yatırımcı, 4square benzeri projelere yatırım yapıyor.</p>
<p>Aklından <strong>Burbn</strong> isminde benzer bir servis yaratmak geçiyor. Projenin içeriği ise check-in, etkinlik planları, gamfication temelli puan sistemleri ve fotoğraf yayımlamak.</p>
<p>İlk iş olarak HTML5 ile bir prototip hazırlıyor. Prototip ki tam prototip, tasarım çalışması bile yok. İki üç tık ile derdini anlatmaya yetecek kadar. Ve elindeki ürünü iki farklı yatırım firmasının çalışanlarına, aynı toplantıda gösteriyor. Toplantıdaki yatırımcıların bir tanesinin patronu Marc Andreessen, yani 4square&#8217;in sahibi.</p>
<p>Toplantı iyi geçmiş olacak ki Kevin ertesi gün işinden ayrılıyor. İki hafta sonra da, kahve molasında prototipini gösterdiği proje için 500.000$ yatırım alıyor. Daha iyi bir 4square yapmak için, 4square&#8217;den para alıyor kısacası.</p>
<p><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-288" title="Mike Krieger" src="http://bilalkabakli.files.wordpress.com/2012/05/mike-filtered.jpg?w=150&h=150" alt="" width="150" height="150" />Ve Burbn ilk çalışanını işe alıyor, <strong>Mike Krieger</strong>! İsminin sonuna bir ünlem işareti koydum çünkü Instagram&#8217;ın bir harf dahi kullanmadan oluşturulmuş mükemmel arayüzü soldaki bilgisayar mühendisi tasarlamış. &#8220;<em>Trust me, I am an engineer</em>&#8221; deyip efendi gibi işini yapıyor, bir de UX konularına el atıyor. Eşi kolay bulunmaz.</p>
<p>Küçük bir ekip ile gece gündüz çalışarak Burbn&#8217;ın beta versiyonunu hazırlıyorlar. Apple Store&#8217;da yayımlamadan önce 100 kullanıcı ile bir süre ürünün denemesini yapıyorlar. Kullanım bilgilerini toplayıp kullanıcılarla görüşüyorlar. Sonuçlara göre uygulama &#8220;<em>bir Alex değil</em>&#8221; ama &#8220;<em>gideri var</em>&#8221; notu almayı başarıyor.</p>
<blockquote><p>&#8220;Silikon Vadisi&#8217;nde hala çok fazla para, çok az fikrin peşinde koşuyor. Fikriniz parlak, vaktiniz doğru ise bir gecede hayatınız değişebilir.&#8221; &#8212; Paul Saffo</p>
</blockquote>
<p>Fakat ikisi de üründen memnun değil. Sadece bir prototip ile yatırım alabilmişken, ürünü çıkıp başka yatırımcılara pazarlamaya çalışmak yerine Burbn&#8217;ın üzerini çiziyorlar. Dertleri yatırımcılardan koparacakları birkaç yüz bin ile değil bu gençlerin. A<em>h koca kafalılar diyenleri duyabiliyoruz</em>.</p>
<p><strong>Her şey biter, Instagram başlar</strong></p>
<p>Mike ve Kevin, testlerden sonra, kullanıcıların esas ihtiyacının fotoğraf çekip düzenleyebilmek ve paylaşmak olduğuna inanıyorlar. Burbn&#8217;ın odağının dağıldığına ve kuracakları firmanın daha yüksek kullanım oranı olan bir ürün üzerinde çalışmak istediklerine karar veriyorlar.</p>
<p>Kağıt kalem başına dönüp çalışmaya başlıyorlar ve tam 8 hafta sonra Instagram bildiğimiz hali ile hazır oluyor.</p>
<p>Kullananlar bilir, pek çok benzeri tutmamışken Instagram su gibi yayıldı. Her ne kadar bu zıplamanın arkasında Justin Bieber&#8217;in Instagram kullanmaya başlaması gösterilse de (<em>a true story</em>) yaygınlığın esas sebebi; uygulamanın basitliği ve kolay kullanılabilmesi. Fotoğraf hakkında hiçbir bilgisi olmayan kullanıcılar dahi, hiçbir yönlendirici yazı okumadan fotoğrafçı havalarına girebiliyor. Keza ürün geliştirme aşamasında çekilen en büyük zorluklardan biri hazırlanan 30 tane fotoğraf tonlamasının, ürün lansmanındaki 11 taneye indirilmesi olmuş.</p>
<p><strong>Rüzgarı arkasına alır</strong></p>
<p>Ekim 2010&#8242;da, uygulama Apple Store&#8217;a koyulduğu ilk gün 25.000&#8242;in üzerinde kullanıcıya ulaşır. İlk ayın sonu gelmeden  1 milyon kullanıcı tarafından kullanılmış olur.  Artık her gün 100.000 kişi Instagram kullanmaya başlamaktadır. O sıralar macera oldukça hızlı devam ediyordur.</p>
<p>Şubat 11&#8242;de Instagram 7 milyon dolarlık bir yatırım daha alır. Artık şirketin değeri 20 milyon dolar olarak gösterilmektedir. Sonrası zaten malum. 2011 sonunda şirket 15 milyon kullanıcıya ulaşır. Mart 2012&#8242;de 27 milyon kayıtlı kullanıcıya ulaşılır ve artık zamanı gelmektedir.</p>
<p>Üzerinden pek fazla geçmeden, hiçbir ticari modeli ya da gelir kaynağı olmayan Instagram 1 milyar dolara satılmıştır. Kevin 400, Mike ise 100 milyon doların sahibi olmuştur.</p>
<p>Sorsanız Kevin ve Mike ne yaptı da bir gecede bu kadar zengin oldu? Sadece bir uygulama, birkaç küçük buton, bu kadar para kazandırabilmeli midir?</p>
<p>Mobil girişimcilerin durumunu futbolculara benzetiyorum. Futbolcular da iki maça çıkıp milyonları aldıkları için laf arasında kolayca eziliyorlar. Biz de eziyoruz, oradan biliyorum. Fakat futbolcu olmak isteyen pek çok gencin arasından sıyrılmak için tüm hayatlarını riske ediyorlar.</p>
<p>&#8220;<em>Hayatları</em>&#8221; derken, top oynarken ölebilirler demek istemiyorum. İyi bir eğitim, ortalamanın üzerinde bir maaş, küçük ve sıkıntısız bir hayat şansını genelde top peşinde harcamış oluyorlar. Karşılığında pek azı kazanıyor. Büyük riskin karşılığı da büyük oluyor.</p>
<p>Kevin ve Mike risk eşiğinden iki kez atladılar ve karşılığını alan pek az kişiden oldular. Instagram ile cebine girdikleri sokak insanına, &#8220;<em>dünyanın çivisi çıkmış</em>&#8221; dedirtebildiler.</p>
<p>Silikon Vadisi&#8217;nde kahve içme şansı kolay bulunmasa da, Paul Saffo&#8217;nun dediği gibi &#8220;<em>zaman doğru olduğunda</em>&#8221; hayatlar gerçekten değişebilir.</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/bilalkabakli.wordpress.com/285/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/bilalkabakli.wordpress.com/285/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/bilalkabakli.wordpress.com/285/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/bilalkabakli.wordpress.com/285/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/bilalkabakli.wordpress.com/285/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/bilalkabakli.wordpress.com/285/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/bilalkabakli.wordpress.com/285/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/bilalkabakli.wordpress.com/285/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/bilalkabakli.wordpress.com/285/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/bilalkabakli.wordpress.com/285/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/bilalkabakli.wordpress.com/285/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/bilalkabakli.wordpress.com/285/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/bilalkabakli.wordpress.com/285/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/bilalkabakli.wordpress.com/285/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=bilalkabakli.wordpress.com&#038;blog=20632365&#038;post=285&#038;subd=bilalkabakli&#038;ref=&#038;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://bilalkabakli.wordpress.com/2012/05/06/dogru-zamanda-degisen-hayatlar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/dc06d18778412f8ca40374e3b4557674?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">Bilal KABAKLI</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://bilalkabakli.files.wordpress.com/2012/05/instagram1.png?w=150" medium="image">
			<media:title type="html">instagram</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://bilalkabakli.files.wordpress.com/2012/05/kevin-systrom1.jpg?w=150" medium="image">
			<media:title type="html">kevin systrom</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://bilalkabakli.files.wordpress.com/2012/05/mike-filtered.jpg?w=150" medium="image">
			<media:title type="html">Mike Krieger</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Her birimiz mutluluk fabrikasıyız!</title>
		<link>http://bilalkabakli.wordpress.com/2012/03/14/her-birimiz-mutluluk-fabrikasiyiz/</link>
		<comments>http://bilalkabakli.wordpress.com/2012/03/14/her-birimiz-mutluluk-fabrikasiyiz/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 13 Mar 2012 22:35:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Bilal KABAKLI</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kişisel]]></category>
		<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[doğal mutluluk]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[mutluluk]]></category>
		<category><![CDATA[mutluluk nedir]]></category>
		<category><![CDATA[mutluluk ve değişiklik]]></category>
		<category><![CDATA[nasıl mutlu oluyoruz]]></category>
		<category><![CDATA[sentetik mutluluk]]></category>
		<category><![CDATA[tercihler ve mutluluk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://bilalkabakli.wordpress.com/?p=259</guid>
		<description><![CDATA[Etrafta tonla mutlu insan varken siz de mutluluğun nerede olduğunu arayanlardan mısınız? Hiç sordunuz mu kendinize nasıl mutlu olabileceğinizi? Ya da hali hazırda bir planınız var mı mutlu olmak adına? İnanın ben de kolay kolay mutlu olamıyorum. Ve ne zaman mutluyum, ne zaman değilim söyleyemiyorum. Eh durum bu iken nasıl mutlu olunur gibi bir şey [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=bilalkabakli.wordpress.com&#038;blog=20632365&#038;post=259&#038;subd=bilalkabakli&#038;ref=&#038;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.facebook.com/photo.php?fbid=10150700834870190&amp;set=a.282860785189.185945.278032945189&amp;type=1&amp;theater" target="_blank"><img class="alignleft size-full wp-image-267" title="" src="http://bilalkabakli.files.wordpress.com/2012/03/427094_10150700834870190_278032945189_11392856_1025986930_n.jpg?w=519" alt="Selçuk Erdem - Uçuyorum Lan!"   /></a>Etrafta tonla mutlu insan varken siz de mutluluğun nerede olduğunu arayanlardan mısınız? Hiç sordunuz mu kendinize nasıl mutlu olabileceğinizi? Ya da hali hazırda bir planınız var mı mutlu olmak adına?</p>
<p>İnanın ben de kolay kolay mutlu olamıyorum. Ve ne zaman mutluyum, ne zaman değilim söyleyemiyorum.</p>
<p>Eh durum bu iken nasıl mutlu olunur gibi bir şey de yazamam. En azından kendi tecrübelerimle <img src='http://s0.wp.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  Bana kalsa her gün, hem de istisnasız her gün, bir önceki güne fark atan bir &#8220;kıyak&#8221; yapmalı hayat.</p>
<p>Fakat araştırmalar göstermiş ki büyük kıyaklar dahi mutluluğa uzun süreli etki edemiyor. Benzer şekilde çok olumsuz olaylar da uzun vadede olumsuz etkiler bırakamıyor. Mucizeler de, felaketler de aynı yerde bitiyor bizim için. Aynı mutlulukta.</p>
<p><span id="more-259"></span>Aşağıda <strong><a href="http://www.randomhouse.com/kvpa/gilbert/blog/" target="_blank">Daniel Gilbert</a></strong>&#8216;in mutluluk üzerine yaptığı araştırmalardan ilginç bulgu var. Grafik, lotodan 300 milyon dolar kazanmış talihli ile kol ve bacaklarını kaybetmiş bir engellinin, bu olaylardan bir yıl sonraki mutluluk derecelerini gösteriyor.</p>
<p>İnanması güç ama ikisi de aynı.</p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-263" title="" src="http://bilalkabakli.files.wordpress.com/2012/03/untitlecd-1.jpg?w=519" alt=""   /></p>
<p>Belli ki biz bir yoluna uydurup &#8220;onu o şekil ayarlıyoruz&#8221; ve mutlu oluyoruz. Çevre ile uyumlu canlılarız. Yoksa hapishanede mutlu olan insanlar olabilir miydi?</p>
<p>Mutluluğu kendimiz sentezleyip üretebiliyorsak, mutluluğun kaynağı biziz. Ama nasıl mutlu olduğumuz gene de bizi bir ayrım noktasına getiriyor. Elde ettiklerimiz ve elde edemediklerimiz.</p>
<p><strong>Elde ettiklerimiz: &#8220;Doğal Mutluluk&#8221;</strong></p>
<p>Hedefleyip elde ettiklerimiz belki de bu hayatta tadı en güzel olan şeyler. Elde ettiğimiz anda yaşanan o mutluluk, damağımızda bir ömür unutulmayacak bir tat bırakabiliyor. Hatta o kadar güzel oluyor ki tadı, daha fazlasını elde etmek için var gücümüz ile çalışmaya devam edebiliyoruz. Her birimizin hayatında bunlardan birkaç tane oldu. Dönüp düşündüğünüzde hemen aklınıza gelecektir.</p>
<p><img class="aligncenter size-full wp-image-261" title="" src="http://bilalkabakli.files.wordpress.com/2012/03/1-pursuit-of-happyness.jpg?w=519" alt=""   /></p>
<p>İşte bu anda ürettiğimiz mutluluk doğal mutluluk (neutral happiness) oluyor. Yukarıdaki filmi izleyenler ne kadar güzel tarif edildiğini hatırlayacaklardır.</p>
<p><strong>Elde edemediklerimiz: &#8220;Sentetik Mutluluk&#8221;</strong></p>
<p>Elde edemediklerimiz bizi mutlu eder mi demeyin. Bal gibi ediyor. Kafamdan örnek yazmayayım, Gilbert şöyle demiş;</p>
<blockquote><p>Hapishanede 30 yıldan fazla, işlemediği bir suç yüzünden yatan beyefendi geçirdiği günleri şöyle tarif ediyor; &#8220;her anı çok güzeldi!&#8221;.</p></blockquote>
<p>Elde edemediğimiz şeylerle de mutlu olabiliyoruz, şaka gibi değil mi? İşte sentetik mutluluk böyle anlarda üretiliyor. Elde edemediğimiz şeylerin, yerine elde etmiş olduklarımızdan daha kötü olduğuna inandırıyoruz kendimizi. Başarısızlığın ya da şanssızlığın alsında bir &#8220;lütuf!&#8221; olduğunu düşünüyoruz.</p>
<p>Aklımızın bize bir oyunu bana sorarsanız sentetik mutluluk ve özeti şu; &#8220;<em>bak, gerçekten hayırlısı olmuş!</em>&#8220;.</p>
<blockquote><p>In our society, we have a strong belief that synthetic happiness is of an inferior kind. &#8212; Dan Gilbert</p></blockquote>
<p>Sentetik mutluluğun gücünü hafife alıyorsanız yanılıyorsunuz. Araştırmalar göstermiş ki mutluluğun yolu -hele ki içerisinde tercihler varsa- sentetik mutluluktan geçiyor. Etrafınızda gördüğünüz o mutlu insanlar, belki de bunu en iyi yapanlar.</p>
<p><strong>Nasıl mutlu oluyoruz?: Değiştirmek vs Razı Olmak</strong></p>
<p>Mutlulukla ilgili en önemli soru bu. Siz mutlu olmadıktan sonra mutluluk doğal ya da sentetik olsa ne olur <img src='http://s0.wp.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Çok ayrıntıya girmeden deneylerin özetini yazıyorum. Özgürlük, mutluluk değildir. Hatta bir <strong>mutsuzluk kaynağı</strong> olabilir.</p>
<p>İnsanlar değiştirebilecekleri kararlar almışlarsa &#8220;<em>şu mu olsaydı, bu mu olsaydı diyerek</em>&#8221; sadece mutsuz olabiliyorlarmış. Aklımız elde etmenin güzelliği ile değil de, kaçırmış olabileceklerinin varlığı ile meşgul oluyor ve hayatımızı zehir ediyormuş.</p>
<p>Oysa bir de elindekine razı olanlar (ya da razı olmak zorunda olanlar) var ki işte onlar mutlu. Onların kafaları rahat ve mutlular.</p>
<p>&#8220;Midyat&#8217;a pirince giderken&#8221; yerine &#8220;Midyat&#8217;taki pirince gitsem mi diye düşünürken&#8221; desek, durumu daha iyi anlatmış oluruz yani.</p>
<p>Tüm bunlardan sonra insan gene de merak ediyor. O, etrafta mutlu mutlu gezinen insanlar neden bazen sinir bozucu olabiliyor? Herkes değil ama çok sevmediğiniz, çok ilgilenmediğiniz insanların mutluluğu sizi azıcık da olsa olumsuz etkilemiyor mu?</p>
<p>Evet, etrafımızdaki insanlar bizim mutluluğumuzu ve hali ile ne kadar mutlu olduğumuzu etkileyebiliyor. Bir sonraki yazı; &#8220;<strong>görece</strong>&#8221; hakkında olacak.</p>
<p><strong>Not: </strong>Dan Gilbert mutluluk hakkında Google sonuçlarını istila etmiş durumda. Ted sunumunu <a href="http://www.ted.com/talks/dan_gilbert_asks_why_are_we_happy.html" target="_blank">şu linkten</a> izleyebilirsiniz. Türkçe çevirisi kötü, direkt İngilizce devam etmenizi öneririm <img src='http://s0.wp.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/bilalkabakli.wordpress.com/259/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/bilalkabakli.wordpress.com/259/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/bilalkabakli.wordpress.com/259/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/bilalkabakli.wordpress.com/259/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/bilalkabakli.wordpress.com/259/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/bilalkabakli.wordpress.com/259/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/bilalkabakli.wordpress.com/259/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/bilalkabakli.wordpress.com/259/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/bilalkabakli.wordpress.com/259/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/bilalkabakli.wordpress.com/259/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/bilalkabakli.wordpress.com/259/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/bilalkabakli.wordpress.com/259/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/bilalkabakli.wordpress.com/259/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/bilalkabakli.wordpress.com/259/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=bilalkabakli.wordpress.com&#038;blog=20632365&#038;post=259&#038;subd=bilalkabakli&#038;ref=&#038;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://bilalkabakli.wordpress.com/2012/03/14/her-birimiz-mutluluk-fabrikasiyiz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/dc06d18778412f8ca40374e3b4557674?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">Bilal KABAKLI</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://bilalkabakli.files.wordpress.com/2012/03/427094_10150700834870190_278032945189_11392856_1025986930_n.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">Selçuk Erdem - Uçuyorum Lan!</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://bilalkabakli.files.wordpress.com/2012/03/untitlecd-1.jpg" medium="image" />

		<media:content url="http://bilalkabakli.files.wordpress.com/2012/03/1-pursuit-of-happyness.jpg" medium="image" />
	</item>
		<item>
		<title>İçimizdeki insanlık: bug&#8217;larımız.</title>
		<link>http://bilalkabakli.wordpress.com/2012/03/11/icimizdeki-insanlik-buglarimiz/</link>
		<comments>http://bilalkabakli.wordpress.com/2012/03/11/icimizdeki-insanlik-buglarimiz/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 11 Mar 2012 20:48:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Bilal KABAKLI</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ürün Geliştirme]]></category>
		<category><![CDATA[Consumer Behaviors]]></category>
		<category><![CDATA[consumer behaviors]]></category>
		<category><![CDATA[davranış temelleri]]></category>
		<category><![CDATA[eski beyin]]></category>
		<category><![CDATA[insan kararları]]></category>
		<category><![CDATA[müşteri davranışları]]></category>
		<category><![CDATA[old brain]]></category>
		<category><![CDATA[sürüngen beyin]]></category>
		<category><![CDATA[survival]]></category>
		<category><![CDATA[temel dürtüler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://bilalkabakli.wordpress.com/?p=224</guid>
		<description><![CDATA[Bir önceki yazıda hepimizde &#8220;bug&#8221;lar var demiştik. Aklımızdaki bu kapılar kullanılarak bize istemediğimiz pek çok şey yaptırılabiliyor. İşin garibi, pek de istekle yapıyoruz bunları. Peki nedir bu kararlarımızı etkileyen &#8220;acil çıkış kapıları&#8220;? Neden acil çıkış kapıları dediğimi umarım yazının sonunda anlatmış olabileceğim. İsterseniz önce sistemi tanıyalım. Evrim ne kadar doğru, ne kadar yanlış bilemem. İnanın [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=bilalkabakli.wordpress.com&#038;blog=20632365&#038;post=224&#038;subd=bilalkabakli&#038;ref=&#038;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://bilalkabakli.wordpress.com/2012/03/03/less-is-more-ve-more-is-less-bir-yumurta-tavuk-bilmecesi/" target="_blank">Bir önceki yazıda</a> hepimizde &#8220;bug&#8221;lar var demiştik. Aklımızdaki bu kapılar kullanılarak bize istemediğimiz pek çok şey yaptırılabiliyor. İşin garibi, pek de istekle yapıyoruz bunları.</p>
<p>Peki nedir bu kararlarımızı etkileyen &#8220;<strong>acil çıkış kapıları</strong>&#8220;? Neden acil çıkış kapıları dediğimi umarım yazının sonunda anlatmış olabileceğim. İsterseniz önce sistemi tanıyalım. </p>
<p><img src="http://bilalkabakli.files.wordpress.com/2012/03/37970_456441975201_260148290201_6692489_710566_n.jpg?w=519&h=274" alt="" title="" width="519" height="274" class="aligncenter size-full wp-image-225" /></p>
<p>Evrim ne kadar doğru, ne kadar yanlış bilemem. İnanın merak da etmiyorum. Fakat bir gerçek var ki yukarıdaki resim bize ait olan pek çok şeyi açıklıyor.</p>
<p>Başına sıradışı olaylar gelmiş insanların hikayelerine denk gelmişsinizdir. Ölüm ile yaşam arasındaki ince çizgide yürüyen, sonunda yaşamaya meyledenler. Röportajlarına ortak bir şey bulabilirsiniz; hayatta kalmaları için normalde yapamayacakları şeyler yaptıklarını ve nasıl yaptıklarını bilemediklerini söylerler. Son zamanlarda adı oldukça duyulan <a href="http://www.imdb.com/title/tt1542344/" target="_blank">127 Saat</a> filmi var, akla gelen ilk örnek olarak. Fakat listeyi uzatmak mümkün. </p>
<p>(Ben de izlemedim ama bilmeyenler için not düşelim. 127, dağda kayalara sıkışan ve kolunu keserek hayatta kalan bir dağcıyı anlatıyormuş.)</p>
<p>Benim daha öncesinde gördüğüm her hikayede istisnasız kullanılan bir cümle vardı. &#8220;Hayatta kalmak için değişiyorsunuz ve normalde yapmayacağınız şeyler yapabiliyorsunuz. Ancak bu şekilde kurtulabildik.&#8221;</p>
<p>İçimizde bir &#8220;<strong>survival mekanizması</strong>&#8220;nın olduğuna eminiz. Zor zamanlarda kontrolü ele alan; panikleyen, salaklayan aklımızı kapatıp bizi imkanlar dahilinde kurtaran bir mekanizma. Sanki biri yeteri kadar uğraşsa içimizden çıkmaya hazır gibi bekliyor. </p>
<p>Aslında her birimiz kendi imkanlarımız dahilinde bir Yeşil Dev olabiliyoruz.</p>
<p>İşte o mekanizma tek değil, yani sadece survival üzerine tetiklenmiyor. Ve sadece zor zamanlarımızda da etkilemiyor bizi. Günlük hayatımızda, her nefesimizde, bakışlarımızda bile oralarda işimize karışıyor. Biz sadece farkında değiliz.</p>
<p><span id="more-224"></span>Beynimizde <strong>eski beyin</strong> olarak isimlendirilen bir bölüm var. Dediğim gibi; çeviride başarılı değilim. <strong>Old Brain</strong> ya da <strong>Reptilian Brain</strong> olarak geçiyor aslen.</p>
<p><img src="http://bilalkabakli.files.wordpress.com/2012/03/screen_shot_2011-08-04_at_9-26-52_am-scaled500.png?w=519" alt="" title=""   class="alignleft size-full wp-image-251" /><strong>Old Brain nedir, ne işe yarar?</strong></p>
<p>&#8220;İnsan düşünen bir hayvandır&#8221; lafındaki &#8220;hayvan&#8221; Old Brain&#8217;dir ve bize atalarımızdan yadigardır. Duygularla tetiklenir. (Duygular eşittir hormonlar.) Oluşan kimyasal reaksiyonlar ezber ve aksiyon mekanizmalarımızı direkt olarak etkiler. Beynimizin bu bölümü uçana, kaçana, her şekilde şu üç soruyu sorar;</p>
<ol>
<li>Bu cismi yiyebilir miyim?</li>
<li>Bu cisimle seks yapabilir miyim?</li>
<li>Bu cisim beni öldürür mü?</li>
</ol>
<p></p>
<p><strong>Ye, hayatta kal, çoğal.</strong></p>
<p>Hepimizin &#8220;bug&#8221;ları var derken tam da bunu kastediyordum. Yemek, hayatta kalmak ve üremek; insanların bu üç fiile karşı zaafları var.</p>
<p>Dikkat araştırmaları gösteriyor ki; kullanıcılar bu üç şeyi çağrıştıran görsellere karşı inanılmaz yüksek bir hassasiyet taşıyor. Bu sebeple de kullanıcıların dikkatini kazanabilmek için cinsellik ya da yemek içeren fotoğraflar ve &#8220;Tehlike!&#8221; uyarısı taşıyan görseller kullanılıyor. </p>
<p><img src="http://bilalkabakli.files.wordpress.com/2012/03/safe_image-copy.jpg?w=519" alt="" title="biscolata, doritos"   class="aligncenter size-full wp-image-234" /><br />
<em>Biscolata ve Doritos</em></p>
<p>Bunları değil yaşamak, görünce dahi rengimiz değişiyor. Biscolata&#8217;lardaki yakışıklı erkeklere, Doritos&#8217;lardaki güzel kızlara da boşu boşuna para vermiyorlar anlayacağınız. Ben de yazıya ekledim, komşuda pişen bize de düşer <img src='http://s0.wp.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Old brain&#8217;in çıktılarına geçelim hızlıca. Neler yapıyor, daha doğrusu neler yaptırıyor, kararlarımızı nasıl etkiliyor görelim. İnternet&#8217;te yaptığım pek çok araştırma hüsran ile sonuçlandı. Ne yazık ki ucuz pazarlama peşinde koşan kişiler tarafından çöpe döndürülmüş bu konu. Her yerde çalıntı içerik var.</p>
<p>Bu başlık altına yazılabilecek çok şey var fakat ufak ufak eledim bulduklarımı ve notlarımı.</p>
<p><strong>Old Brain; bencilliğimiz.</strong></p>
<p>Daha ne olsun zaten, hayatta kalmaktan bahsediyoruz. İçinde ben olmadıktan sonra, bana dokunmayan yılan bin yaşasın. </p>
<p>Empati de bu sebeple biraz şaibeli. Bilmediğimiz durumları anlayamıyoruz, pek de umursamıyoruz. İnanın umursamıyoruz çünkü olay beynimizde hacim dahi kazanamıyor.</p>
<p>Gördüklerimiz, duyduklarımız ancak bir şekilde &#8220;ben&#8221; sorusunu uyandırabilirse, bizde bir tecrübeyi (genelde kuyruk acısını) hatırlatabiliyor ya da canlandırabiliyorsa ancak o zaman anlayıştan bahsedebiliyoruz.</p>
<p><strong>Old Brain; tembelliğimiz.</strong></p>
<p>İşiniz old brain&#8217;e kalacağına belediyeye kalsın daha iyi. Ben o kadar diyeyim. Nitekim işin kolayına kaçmak için elinden geleni yapıyor. Hepimizi de şekilden şekle sokuyor.</p>
<p>Old brain kolay kararlar almak ister. Ölçmek, biçmek, tartmak onun işi değil. Yaklaşık 1 saniyenin altındaki bir sürede kararını vermiş olmak ister. Zora gelemez.</p>
<p>Hızlı ve güvenli kararlar almak istediği için kontrastları sever. Arasında uçurum olan seçeneklere bayılır. Çünkü bu durumlarda yapılacak pek fazla şey yoktur. Seçilecek olan bellidir ve herhangi bir aksilikten payınıza düşecek sorumluluk azdır.</p>
<p>Kendinizi düşünün, örnekleyin işte. Alışveriş zamanlarınızı hatırlayın. Tercihler arasında seçmeniz gereken şey kendini ne kadar çok belli ediyorsa, seçim yapmanız o kadar kolay ve seçim yaptıktan sonra da içiniz o kadar rahat oluyor. İç rahatlığı da öyle böyle değil, gönülden huzurlu oluyoruz.</p>
<p>Bu mekanizma çok fazla bilgiyi sevmez. Bir set ansiklopedi toplamındaki bilgiyi inceleyip tartıp karar vermek yerine, &#8220;az olsun temiz olsun, beni yormasın&#8221; der.</p>
<p><strong>&#8220;No pain, no gain&#8221; tarzımız değil.</strong></p>
<p>Eski beyin karar aşamasında her zaman keyif ile zevki arıyor, acı ile kaybetme riskinden kaçıyor. O yüzden Rocky&#8217;nin ünlü repliği &#8220;acı yoksa kazanç yok&#8221; pek çoğumuzun tarzı değil.</p>
<p>Pek çok insan bu sebeple kaybetmeyi göze alamıyor, acıya (acı; herhangi bir zorlu çalışma süreci) katlanamıyor. Daha iyisini elde etmek ve kazanmaktan vazgeçiveriyor.</p>
<p><strong>Başlangıçlar ve Bitişler: Ah o ilk bakışlar ve vedalar!</strong></p>
<p>İlk bakışlar ve vedalar diye girdiğime bakmayın, konu düşündüğünüz yerlere varmayacak. Kararlarımızda başlangıçlar ve bitişler bu mekanizma sayesinde önemli yer tutuyor. &#8220;İlk izlenim önemlidir&#8221; dedikleri boşa değil. </p>
<p>&#8220;Başlangıçları ve bitişler&#8221;i biraz açalım, buraları seviyorum. Burada çok uzatmayacağım ama yazmadan da geçemedim. Sadece bu konu üzerine bir yazı geliyor, doneleri biriktiriyorum.</p>
<p>Araştırmalar gösteriyormuş ki; bir olayın ya da tecrübenin başlangıcı, tüm süreç boyunca takınacağınız tutumu değiştiriyor. Ve final, ağzımızdaki bir kaşık bal gibi yer ediniyor aklımızda. Tadını özlüyoruz.</p>
<p>Örneklemek gerekirse &#8220;süper filmmiş, 10 tane Oscar almış&#8221; denilerek götürüldüğünüz bir filmi beğenme ihtimaliniz artıyor. </p>
<p>Ya da ismi büyük ve herkesler tarafından kabul gören bir yönetmenin son filmini izlediğinizde, filmi anlamamış olsanız bile &#8220;this shit sucks&#8221; diyemiyorsunuz kolay kolay. Sonrasında &#8220;üstat yardırmış yahu&#8221; deyip başlıyoruz filmin orasını burasını hayra yormaya, ilişkiler kurmaya.</p>
<p>Bana öyle geliyor ki sırf bu sebeple insanlar &#8220;kral çıplak&#8221; diyemiyor. Nutkumuz tutuluveriyor, çarpılıyoruz bir anda.</p>
<p>Hazır başlamışken film üzerinden örneklemeye devam edelim ve konuya geri dönelim. Çekici birkaç sahne ve hoş bir müzik ile başlayan filmleri oturup hoş bir ifade ile izliyoruz, sonunda da &#8220;Issız Adam&#8221; gibi ağlatacak bir final ile bağlarsa &#8220;harika!&#8221; diyebiliyoruz. Böyle çünkü filme not verecek karar mekanizmamız oraların etkisinde kalıyor.</p>
<p><strong>&#8220;The Winner&#8221;</strong></p>
<p>Ne olursa olsun eski beyin kazanır. Kararları o alır, bilinç de işi mantığına uydurur. </p>
<p>Yani siz bir telefona tutulursunuz, satın almak istersiniz. Bu kararı Old Brain alır. &#8220;<em>İş yerinden arkadaşlarla oyun da oynarız, samimiyetimiz artar, işime de katkısı olu</em>r&#8221; demek aklınıza düşer. </p>
<p>Mantıklı sebepler uydurur kendi kararlarınızı legal hale dönüştürürsünüz.</p>
<p>The Winner altına yazdıklarım bana her seferinde Barney Stinson&#8217;u hatırlatıyor. &#8220;He aaalways gets the yes&#8221; <img src='http://s0.wp.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<span style="text-align:center; display: block;"><a href="http://bilalkabakli.wordpress.com/2012/03/11/icimizdeki-insanlik-buglarimiz/"><img src="http://img.youtube.com/vi/JdsE-as1QnA/2.jpg" alt="" /></a></span>
<p></p>
<p>Kararımıza olan etkileri bu kadar değil. Yazdıklarım başlangıç niteliğinde. Fakat gördük işte, uzun olunca okuyasınız gelmiyor. Ya da olumlu olarak değiştirirsek; daha az okuyasınız geliyor.</p>
<p>(Umuyorum ki) akıl ile bu mekanizmaya laf geçirmek mümkün. Kendi kararlarımızı akıllı olarak verebilmek, özellikle bilgi sahibi olduğumuz konularda mümkün oluyor. Fakat yabancısı olduğumuz konularda ya da bilmediğimiz diyarlarda aptal tavuk gibi oluyoruz. Çok fena avlanıyoruz. Ya da kafamızdaki karşılaştırma-değer biçme mekanizması tahmin edemeyeceğimiz kadar çok sapıtabiliyor.</p>
<p>Kararlarımız hakkında okuduktan sonra insanların bazı davranışlarını daha farklı yorumlamaya başladım. &#8220;İnsanlar&#8221; derken; her insan, hepimiz. </p>
<p>İşine gelen spot cümleleri göstererek fikir sahibi olmak, işine gelmeyen doğruları bir yoluna uydurup görmezden gelmek, kısacası &#8220;gerçeklerden kaçmak&#8221; hepimizin ortak özelliği. Ya da tartışmaya-öğrenmeye kapalı olmak.</p>
<p>&#8220;<em>Bizim yapımızda kabullenmemek, öğrenmekten kaçmak var</em>&#8221; dedikten sonra bazı şeyleri de kabullenmiş oldum kendimce. Hani ortak bir anlayış, hepimize ait bir barış, hepimize ait bir hoşgörü, bir olup birlikte yaşamak gibi şeylere inancım kalmadı.</p>
<p>Diğer her şeyi bıraktım; insanların-toplulukların-ulusların kendine çizdiği bir sınır var. Bu illa ki bir toprak parçası olmak zorunda değil. Kendimize ait alanlarımız var, hareket alanlarımız, sözümüzün geçtiği yerler. Kafalardaki benlik (self) sebebi ile buraya girmeye niyetli olanın canını okumaya hazırız.</p>
<p>İnanın ben değilim ama pek azımız makul olmayı başarıyor. Ama onlar pek az işte. Kalanlar ise &#8220;işine gelenler&#8221; ve &#8220;işine gelmeyenler&#8221; olarak ikiye ayrılıyor. Bizim seçici entelliklerimiz hep.</p>
<p>İnsanın verdiği-vereceği en büyük savaş kendisiyle. İnsan düşünen bir hayvansa; bence öğrenmeye ve yeniliğe en kapalı olanımız, en vahşimiz.</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/bilalkabakli.wordpress.com/224/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/bilalkabakli.wordpress.com/224/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/bilalkabakli.wordpress.com/224/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/bilalkabakli.wordpress.com/224/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/bilalkabakli.wordpress.com/224/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/bilalkabakli.wordpress.com/224/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/bilalkabakli.wordpress.com/224/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/bilalkabakli.wordpress.com/224/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/bilalkabakli.wordpress.com/224/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/bilalkabakli.wordpress.com/224/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/bilalkabakli.wordpress.com/224/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/bilalkabakli.wordpress.com/224/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/bilalkabakli.wordpress.com/224/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/bilalkabakli.wordpress.com/224/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=bilalkabakli.wordpress.com&#038;blog=20632365&#038;post=224&#038;subd=bilalkabakli&#038;ref=&#038;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://bilalkabakli.wordpress.com/2012/03/11/icimizdeki-insanlik-buglarimiz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/dc06d18778412f8ca40374e3b4557674?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">Bilal KABAKLI</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://bilalkabakli.files.wordpress.com/2012/03/37970_456441975201_260148290201_6692489_710566_n.jpg" medium="image" />

		<media:content url="http://bilalkabakli.files.wordpress.com/2012/03/screen_shot_2011-08-04_at_9-26-52_am-scaled500.png" medium="image" />

		<media:content url="http://bilalkabakli.files.wordpress.com/2012/03/safe_image-copy.jpg" medium="image">
			<media:title type="html">biscolata, doritos</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>&#8220;Less is More&#8221;: Bir yumurta-tavuk bilmecesi.</title>
		<link>http://bilalkabakli.wordpress.com/2012/03/03/less-is-more-ve-more-is-less-bir-yumurta-tavuk-bilmecesi/</link>
		<comments>http://bilalkabakli.wordpress.com/2012/03/03/less-is-more-ve-more-is-less-bir-yumurta-tavuk-bilmecesi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 03 Mar 2012 13:37:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Bilal KABAKLI</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ürün Geliştirme]]></category>
		<category><![CDATA[Consumer Behaviors]]></category>
		<category><![CDATA[çok tercih zor karar]]></category>
		<category><![CDATA[Dan Ariely]]></category>
		<category><![CDATA[insan beyni nasıl karar alır]]></category>
		<category><![CDATA[karar]]></category>
		<category><![CDATA[karar alma mantığı]]></category>
		<category><![CDATA[karar mekanizmaları]]></category>
		<category><![CDATA[mekanizma]]></category>
		<category><![CDATA[paradoks]]></category>
		<category><![CDATA[paradox of choice]]></category>
		<category><![CDATA[Predictably Irrational]]></category>
		<category><![CDATA[tercih]]></category>
		<category><![CDATA[tercih paradoksu]]></category>
		<category><![CDATA[tercih yapmanın zorluğu]]></category>
		<category><![CDATA[tercihler neden zordur]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://bilalkabakli.wordpress.com/?p=182</guid>
		<description><![CDATA[Karar vermek herkes için beklendiği kadar kolay olmayabilir. Çevrenizdeki alışveriş örneklerini düşünün. İlla ki -en az bir kez- alışveriş yapan (yapmaya çalışan) arkadaşınıza kararsızlığı için sinir olmuşsunuzdur. Benzer birkaç ürün arasından bir tanesini seçmek için tırnak ısırıp derin derin düşünen en az bir kişi, hayatınızın bir bölümünü alıp götürmüştür. O kadar da sinir olmamak lazım, [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=bilalkabakli.wordpress.com&#038;blog=20632365&#038;post=182&#038;subd=bilalkabakli&#038;ref=&#038;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://bilalkabakli.files.wordpress.com/2012/03/choices1.jpg?w=519&h=441" alt="" title="" width="519" height="441" class="aligncenter size-full wp-image-201" /></p>
<p>Karar vermek herkes için beklendiği kadar kolay olmayabilir. Çevrenizdeki alışveriş örneklerini düşünün. İlla ki -en az bir kez- alışveriş yapan (yapmaya çalışan) arkadaşınıza kararsızlığı için sinir olmuşsunuzdur. Benzer birkaç ürün arasından bir tanesini seçmek için tırnak ısırıp derin derin düşünen en az bir kişi, hayatınızın bir bölümünü alıp götürmüştür.</p>
<p>O kadar da sinir olmamak lazım, siz sinir oldukça onlar daha da kararsız kalacaklar <img src='http://s0.wp.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Her alışveriş aslında içinde pek çok tercih barındırır. Şimdi, eğer bir pantolona ihtiyacınız varsa ve sadece bir pantolon alacak paranız varsa, çok beğendiğiniz iki pantolon arasından hangisini, nasıl tercih edeceksiniz? Ya da çok beğendiğiniz pantolonların sayısı arttıkça (3,4,5..) karar vermeniz daha da zor olabilir mi?</p>
<p><span id="more-182"></span></p>
<p>Yapılan araştırmalar seçeneklerin sayısı arttıkça insanların tercih yapmasının zorlaştığını gösteriyor. Para-çokomel eğrisi gibi, doğru orantılı. Bu durumla, daha doğrusu paradoks ile alakalı pek çok araştırma var. Beni tercih konusunda buralara getiren, ilk okuduğum araştırma ise <a href="http://www.humanfactors.com/home/usability.asp" target="_blank">Human Factors International</a> tarafından hazırlanmıştı.</p>
<p><strong>Çok seçenek, zor karar. Daha çok seçenek, daha zor karar.</strong></p>
<p>Müşteri davranışlarını araştıran inceleme tercihler hakkında önemli ipuçları veriyor. Deneyde iki farklı tezgahta reçel satılmaya çalışılır. Tezgahların bir tanesinde 6 farklı kavanoz sergilenirken, diğerinde ise 24 çeşit reçel sunulur. Tahmin edilebileceği gibi, daha fazla ürünün bulunduğu tezgah %50 oranında daha fazla müşteri toplar.</p>
<p>&#8220;Tahmin edilebileceği gibi&#8221; derken, tam da tahmin edilebileceği gibi değil. Sadece 6 çeşit reçelin sergilendiği tezgahta duran müşterilerin %30&#8242;u en az bir kavanoz reçel satın alır. Kalabalık tezgahta ise durum içler açısı. Duran müşterilerin sadece %3&#8242;ü reçel satın alır. %97 tercihini, tercih yapmamak yönünde kullanır.</p>
<p>Görüldüğü gibi, seçenek arttıkça tercih yapmak ve karar almak zorlaşıyor. Hatta o kadar zorlaşıyor ki karar almayı erteliyoruz, aksiyon almamayı seçiyoruz. Nasıl mı?</p>
<p><img src="http://bilalkabakli.files.wordpress.com/2012/03/untitled-1.jpg?w=519" alt=""   class="aligncenter size-full wp-image-187" /></p>
<p>Yukarıda <a href="http://danariely.com/" target="_blank">Dan Ariely</a>&#8216;nin <a href="http://www.ted.com/talks/dan_ariely_asks_are_we_in_control_of_our_own_decisions.html" target="_blank">TED sunumundan</a> bir ekran görüntüsü var. Grafik bazı Avrupa ülkelerindeki ehliyet sahiplerinin organ bağış yüzdelerini gösteriyor.</p>
<p>Dikkat ettiğiniz gibi Danimarka, Hollanda, İngiltere ve Almanya&#8217;nın bulunduğu dörtlüde çoğunluk organ bağışına olumsuz cevap vermiş.</p>
<p>Ve grafiğin sağında ise %100&#8242;ler civarında rakamlar göze çarpıyor. Avusturya, Belçika ve Fransa gibi diğer benzer ülkelerde organ bağış yüzdesi nasıl bu kadar yüksek olabiliyor?</p>
<p>Ariely konuya hemen açıklık getirmiş.</p>
<p>Organ bağışı oranının düşük olduğu ülkelerdeki başvuru formlarında şöyle bir ifade yer alıyormuş;</p>
<blockquote><p>&#8220;Eğer organ bağışı yapmak istiyorsanız yandaki kutucuğu işaretleyiniz.&#8221;</p></blockquote>
<p>Organ bağışının yüksek olduğu ülkelerde ise başvuru formunda ufak bir değişiklik yapılmış.</p>
<blockquote><p>&#8220;Eğer organ bağışı yapmak <strong>istemiyorsanız</strong> yandaki kutucuğu işaretleyiniz.&#8221;</p></blockquote>
<p>Her iki durumda da insanların yaptığı ise bu önemli karar hakkında uzun uzun düşünmek, karar vermeye çalışmak ve kararsız kalıp kendileri için seçilene uymak olmuş. </p>
<p>Ariely &#8220;<em>insan tercih etmekte zorlandığı için kendisi için seçileni kabul etmiş</em>&#8221; diyor bu durum için. Ama tercih edilen kendisi için seçilen değil, mevcut olan durum. Karar almakta zorlanıp başkasının bizim için seçmesini istemiyoruz.</p>
<p><strong>Sahip oldukların vs Elde edeceklerin: Kaybedeceklerin!</strong></p>
<p>Hayatımıza değişiklik katacak her karar aslında bir risktir. Bilmediğiniz, daha önce yapmadığınız şeyler yapmak bir aksiyon getiriyor hayatınıza. Gözleri kapatıp sis bulutuna dalmak gibi. Sonrasında başınıza gelebilecekler sizi panikletiyor.</p>
<p>Yenilik ve değişim her insan için her zaman korkutucudur. Hayatınıza değişiklik getirecek bir karar alacağınız zaman bu değişikliğin faydalarını X miktarda düşünüyorsanız, değişikliğin getirebileceği zararları yaklaşık 2,3 X kadar düşünüyorsunuz. Kaybedeceklerimiz çoğaldıkça, bu kötü düşünme oranı da artıyor.</p>
<p>Aslında hepimiz kaybetmekten korkuyoruz.</p>
<p>Bu sebepten olsa gerek, sahip olduklarınız arttıkça yeni şeyler yapma ihtimaliniz azalıyor. &#8220;Çok param olsun işi gücü bırakacağım&#8221; diyenler varsa o işi şimdiden unutsunlar. Evi, arabayı, lüks hayatı bırakmak şimdi düşündüğünüz kadar kolay olamıyor.</p>
<p><strong>Tercihler, çileler.</strong></p>
<p>Tercih yapmanın külfetini biraz gördükten sonra üniversite seçmeye çalışan bir öğrenci için hayat ne kadar zor oluyor tahmin edebilirsiniz. Ya da üniversiteden yeni mezun olacak bir mühendis için mesleğin hangi kolunda çalışacağını seçmek. Anne-baba olmak, evlenmek, ev alırken mülk seçmek, oturma takımına karar vermek gibi hayatımızın içinde olan şeyler her insan için nasıl birer dert oluyor anlayabilirsiniz.</p>
<p>Tercih aşaması her insan bir zaaf. İnsanın en korunaksız zamanlarından biri. Aklının çok kolay karıştırılabileceği, kurcalanabileceği ve manipüle edilebileceği tehlikeli bir süreç.</p>
<p>Tercihleri etkilemek üzere pek çok yöntem mevcut. Bir sonraki yazı bu yöntemler hakkında olacak.</p>
<p><strong>Not:</strong> Bu yazıyı yazarken, hep yanımda olan ve desteğini eksik etmeyen YemekSepeti.com&#8217;a teşekkürlerimi sunuyorum. Fakat tam da siparişi vermeden önceki ekranda, bir promosyon-çekiliş listesi var. Sipariş verenler bilir, bu seçeneklerin bir tanesini seçip çekilişle hediye kazanabiliyorsunuz.</p>
<p>Aşağıya ekran görüntüsünü ekledim. Listede yaklaşık 100 farklı çekiliş bulunuyor. Açlık da var zaten, seçmek çok zor <img src='http://s0.wp.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p><a href="http://bilalkabakli.files.wordpress.com/2012/03/untitled-11.jpg"><img src="http://bilalkabakli.files.wordpress.com/2012/03/untitled-11.jpg?w=519&h=291" alt="" title="" width="519" height="291" class="aligncenter size-full wp-image-197" /></a></p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/bilalkabakli.wordpress.com/182/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/bilalkabakli.wordpress.com/182/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/bilalkabakli.wordpress.com/182/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/bilalkabakli.wordpress.com/182/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/bilalkabakli.wordpress.com/182/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/bilalkabakli.wordpress.com/182/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/bilalkabakli.wordpress.com/182/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/bilalkabakli.wordpress.com/182/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/bilalkabakli.wordpress.com/182/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/bilalkabakli.wordpress.com/182/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/bilalkabakli.wordpress.com/182/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/bilalkabakli.wordpress.com/182/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/bilalkabakli.wordpress.com/182/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/bilalkabakli.wordpress.com/182/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=bilalkabakli.wordpress.com&#038;blog=20632365&#038;post=182&#038;subd=bilalkabakli&#038;ref=&#038;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://bilalkabakli.wordpress.com/2012/03/03/less-is-more-ve-more-is-less-bir-yumurta-tavuk-bilmecesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/dc06d18778412f8ca40374e3b4557674?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">Bilal KABAKLI</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://bilalkabakli.files.wordpress.com/2012/03/choices1.jpg" medium="image" />

		<media:content url="http://bilalkabakli.files.wordpress.com/2012/03/untitled-1.jpg" medium="image" />

		<media:content url="http://bilalkabakli.files.wordpress.com/2012/03/untitled-11.jpg" medium="image" />
	</item>
		<item>
		<title>Fabrika Ayarları</title>
		<link>http://bilalkabakli.wordpress.com/2012/02/24/fabrika-ayarlari/</link>
		<comments>http://bilalkabakli.wordpress.com/2012/02/24/fabrika-ayarlari/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 23 Feb 2012 23:47:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Bilal KABAKLI</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kişisel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://bilalkabakli.wordpress.com/?p=146</guid>
		<description><![CDATA[Herkes bir yerlerde kendince hayatın anlamını arıyor. Ben de onların arasındayım. Ama yıldızlara soru sormak gibi bu meret! Akıl karı değil. Fakat bu arayış insanın algısını oldukça değiştiriyor, orası kesin. İstanbul&#8217;a geldiğim gün ile bugün arasında çok fark var mental olarak. Kalabalık -çok kalabalık- bir şehirde yaşıyor olmak insanlar hakkındaki görüşlerimi çok etkiledi. Ne yazık [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=bilalkabakli.wordpress.com&#038;blog=20632365&#038;post=146&#038;subd=bilalkabakli&#038;ref=&#038;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Herkes bir yerlerde kendince hayatın anlamını arıyor. Ben de onların arasındayım. Ama yıldızlara soru sormak gibi bu meret! Akıl karı değil.</p>
<p>Fakat bu arayış insanın algısını oldukça değiştiriyor, orası kesin.</p>
<p>İstanbul&#8217;a geldiğim gün ile bugün arasında çok fark var mental olarak. Kalabalık -çok kalabalık- bir şehirde yaşıyor olmak insanlar hakkındaki görüşlerimi çok etkiledi. Ne yazık ki pek olumlu anlamda değil. </p>
<p>Küçük yaşlardayken bir belgeselde çekirge istilalarının nasıl olduğunu izlemiştim. Aslında her biri normal ve zararsız olan çekirgeler kalabalık gruplar haline gelince evrim geçirip deyim yerindeyse &#8220;level&#8221; atlıyorlardı, vahşi oluyorlardı.</p>
<p>İstanbul&#8217;da da durum farklı değil. İnsanlığın farklı bir hali var burada. Benim gibi herkesin birbirini tanıdığı yerlerde büyüyüp &#8220;karşılık&#8221; kelimesinin ne olduğunu doğuştan öğrenmemiş insanlar için biraz hayal kırıklığı.</p>
<p><span id="more-146"></span></p>
<p>Fakat alışıyorsunuz, uyum sağlıyorsunuz. Biraz daha kapitalist bakıp sebepler arıyorsunuz, buluyorsunuz.</p>
<p>Bu şehir yaşayan bir organizma. Bizler kafamızı o kadar derine gömüp islerimizle uğraşıyoruz ki bu organizmanın bir parçası olduğumuzu ve onu var ettiğimizi fark edemiyoruz çoğu zaman.</p>
<p>&#8220;Hayat mücadelesi işte&#8230;&#8221; denilen, aslında hayatta kalma içgüdüsünden başka bir şey değil.</p>
<p>Tek hücreliler gibiyiz her birimiz. Hayatımızı devam ettireceğimiz yerlerde olmak, bölünerek çoğalmak ve devamlılığınızın güvenliğini sağlamak istiyoruz.</p>
<p>Hepimizin kafasında fabrika ayarları var.</p>
<p>Çiftleşme zamanı hiç bilmediği yolları tepen ve birbirinden habersiz buluşan balıklar gibiyiz. Bir de, şelalede duracakları yeri bilen ve bizi &#8220;armut&#8221; gibi avlayan dağ ayıları var.</p>
<p>Hepimizin takılacağı fabrikada belirlenmiş yemler var. Öyle ya da böyle &#8220;buy&#8221; butonuna tıklamamıza sebep olacak aldatmacalar. Sihir numaraları!</p>
<p>Öğreniyorum onları.</p>
<p>Anadolu&#8217;nun küçük bir kasabasında akademisyen olmayı düşlediğim günleri hatırlıyorum da; şimdiki halim tam bir komedi.</p>
<p>&#8220;Buy butonuna tıklamayın&#8221; demek isteyen kişi değil de, o tecrübeyi tasarlayan olmak bir çeşit kara mizah.</p>
<p>İstanbul&#8217;a gelmemek için hayatını değiştiren 20 yaşındaki idealist halim bugün karşıma çıksa; vücut ağırlığını da kullanarak sağlam bir tokat atar.</p>
<p>Ama hayat işte, ne yaparsın. Planlarımızın hiç önemi olmasa gerek; nitekim hiç planladığımız gibi gitmiyor meret.</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/bilalkabakli.wordpress.com/146/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/bilalkabakli.wordpress.com/146/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/bilalkabakli.wordpress.com/146/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/bilalkabakli.wordpress.com/146/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/bilalkabakli.wordpress.com/146/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/bilalkabakli.wordpress.com/146/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/bilalkabakli.wordpress.com/146/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/bilalkabakli.wordpress.com/146/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/bilalkabakli.wordpress.com/146/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/bilalkabakli.wordpress.com/146/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/bilalkabakli.wordpress.com/146/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/bilalkabakli.wordpress.com/146/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/bilalkabakli.wordpress.com/146/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/bilalkabakli.wordpress.com/146/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=bilalkabakli.wordpress.com&#038;blog=20632365&#038;post=146&#038;subd=bilalkabakli&#038;ref=&#038;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://bilalkabakli.wordpress.com/2012/02/24/fabrika-ayarlari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/dc06d18778412f8ca40374e3b4557674?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">Bilal KABAKLI</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Para gerçekten her şey (değil).</title>
		<link>http://bilalkabakli.wordpress.com/2012/02/21/para-gercekten-her-sey-degil/</link>
		<comments>http://bilalkabakli.wordpress.com/2012/02/21/para-gercekten-her-sey-degil/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 20 Feb 2012 22:40:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Bilal KABAKLI</dc:creator>
				<category><![CDATA[Proje Yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[çalışan şirket ilişkisi]]></category>
		<category><![CDATA[çalışanlar nasıl motive edilir]]></category>
		<category><![CDATA[çalışanları motive etmek]]></category>
		<category><![CDATA[ödüller]]></category>
		<category><![CDATA[doğru çalışanlar nasıl seçilmelidir]]></category>
		<category><![CDATA[dışsal motivayon]]></category>
		<category><![CDATA[Frederick Herzberg]]></category>
		<category><![CDATA[Frederick Herzberg motivation theory]]></category>
		<category><![CDATA[hijyen faktörleri ve motivatörler]]></category>
		<category><![CDATA[hygiene factors]]></category>
		<category><![CDATA[Hygiene factors and motivators]]></category>
		<category><![CDATA[içsel motivasyon]]></category>
		<category><![CDATA[inner motivation]]></category>
		<category><![CDATA[insanları motive etmek]]></category>
		<category><![CDATA[motivasyon]]></category>
		<category><![CDATA[outer motivation]]></category>
		<category><![CDATA[para ve motivasyon]]></category>
		<category><![CDATA[proje yönetimi çalışan ilişkileri]]></category>
		<category><![CDATA[proje yönetimi çalışan motivasyonu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://bilalkabakli.wordpress.com/?p=148</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;In motivating people, you&#8217;ve got to engage their minds and their hearts&#8221; &#8212; Rupert Murdoch Haklı olabilir mi? Yoksa genel konuşmuş, kalabalık mı etmiş? Hatırlarsanız motivasyon hakkında kısa bir yazı yazmıştım şurada. Bu yazıda söz verdiğim ikinci bölümü, &#8220;çalışanın motivasyon unsurları&#8221; geliyor. Yazacağım çok şey var aslında. Ben uzun yazmasına yazarım da siz okurken Anadolu [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=bilalkabakli.wordpress.com&#038;blog=20632365&#038;post=148&#038;subd=bilalkabakli&#038;ref=&#038;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p>&#8220;In motivating people, you&#8217;ve got to engage their minds and their hearts&#8221; &#8212; Rupert Murdoch </p></blockquote>
<p>Haklı olabilir mi? Yoksa genel konuşmuş, kalabalık mı etmiş?</p>
<p>Hatırlarsanız motivasyon hakkında kısa bir yazı yazmıştım <a href="http://bit.ly/yIDmHw" target="_blank">şurada</a>. Bu yazıda söz verdiğim ikinci bölümü, &#8220;<strong>çalışanın motivasyon unsurları</strong>&#8221; geliyor.</p>
<p>Yazacağım çok şey var aslında. Ben uzun yazmasına yazarım da siz okurken <em>Anadolu turnesine çıkmış İsmail Türüt</em> gibi terlemezsiniz, kapatıverirsiniz sayfayı. Lafı uzatmadan başlıyorum.</p>
<p><strong>Outer Motivation may rock!</strong></p>
<p>Çalışanları etkileyen outer (dışsal) motivasyon kaynakları var dedik. Bu kaynakları biraz daha ayrıntılı ve bilimsel olarak inceleyelim. </p>
<p><span id="more-148"></span>Frederick Herzberg isimli bey amca bu motivasyonu ikiye ayırmış. Yani iki ana unsur var diyor; &#8220;<strong><em>Hygiene factors</em></strong>&#8221; ve &#8220;<strong><em>Motivators</em></strong>&#8220;. İsimler saçma değil mi? Olsun, içerik güzel.</p>
<p><strong>Hygiene factors ile başlayalım. </strong></p>
<p>Kendinizi her şart altında çalışacak kadar azimli mi görüyorsunuz, yoksa &#8220;<em>paşayım, çayım ılık olsun</em>&#8221; diyenlerden misiniz? &#8220;Paşayım&#8221; diyenler, hijyen sizin için çok önemli. &#8220;Paşa değilim&#8221; diyenler, hijyen sizin için de önemli (farkındayım, hijyen olarak çevirince bütün forsu gitti).</p>
<p>Teoriye göre dört tane hygiene faktörü var. Bunlar;</p>
<ol>
<li>Para ile alakalı olanlar (paying benefits kısacası).</li>
<li>Şirket vizyonu</li>
<li>İş arkadaşları ile olan ilişkiler.</li>
<li>Ve olmazsa olmaz fiksel şartlar.</li>
</ol>
<p></p>
<p>Araştırmalar göstermiş ki hygiene unsurlarının eksikliği direkt mutsuzluk ve motivasyon kaybına sebep oluyor. Bir işe koyuluyorsanız, en baştan bu unsurları cebe koymuş olmanız lazım sayın girişimciler.</p>
<p><strong>Peki hijyen yeterli mi? Elbette hayır. </strong></p>
<p>Hygiene unsurlarındaki eksiklikler direkt olarak motivasyon kaybına sebep olsa da uzun vadedeki olumlu etkisi çok küçük. </p>
<p>İşte uzun vadeli hesaplar için de &#8220;Motivators&#8221; devreye giriyor. Yani;</p>
<ul>
<li>Başarmak!</li>
<li>Tanınma-başkaları tarafından kabul görmek.</li>
<li>Yükselmek</li>
<li>Kişisel gelişim</li>
<li>Sorumluluk ve yetkiler</li>
<li>Ve tabii ki işin kendisi (işi sevmek de denilebilir).</li>
</ul>
<p>
Sanıyorum bu maddelerin her biri kendini-ne olduğunu belli ediyor. Daha ayrıntılı okumak isterim diyenler için <a href="http://bit.ly/xpGWKs" target="_blank"><strong>şurada</strong></a> bir makale var. </p>
<p><strong>&#8220;Ne kadar para, o kadar çokomel&#8221; mi?</strong></p>
<p>Peki tüm bunlardan sonra, para motivasyondaki karşılığını nasıl buluyor olabilir? Ya da &#8220;para/çokomel&#8221; eğrisi gerçekten var mı?</p>
<p>The RSA&#8217;in <a href="http://www.thersa.org/events/video/archive/dan-pink-drive" target="_blank">araştırmalarına</a> göre; &#8220;ne kadar ekmek, o kadar köfte&#8221; lafı (bazı zamanlarda) çok doğru. </p>
<p>Fiziksel-mekanik güç gerektiren işlerde para-ödül ne kadar çok ise motivasyon ve performans o kadar yüksek oluyor. Yani bir işçiye bütün gün taş taşıtıyorsanız ve karşılığında oldukça iyi ücret veriyorsanız, pek bir sıkıntı yaşanmayacak. Fakat ortaya düşünsel işler atıldığı zaman işin rengi değişiyor.</p>
<p><strong>Düşünen insanın hali başka!</strong></p>
<p>Aynı araştırmaya göre düşünsel yetenek gerektiren kompleks işlerde daha çok para daha düşük performansa sebep oluyor. Mesela bir yazara en iyi kitabı yazması için 100 milyon dolar önerin; büyük ihtimalle bi&#8217; Ömer Çelakıl olarak size geri dönecektir.</p>
<p>Fakat yanlış anlaşılmasın. Ne kadar az para o kadar iyi performans değil söz konusu durum. Bu çalışanların işe gelirken para düşünmüyor olmaları şart (araştırmaya göre gene). Sadece para için çalışıyor olmak istemiyorlar, benim anladığım o.</p>
<p>Bahsi geçen araştırma pek çok farklı ülkede defalarca gerçekleştirilmiş deneylerin sonucunu içeriyormuş ve hepsinde sonuçların aynı olduğu vurgulanmış.</p>
<p>Bana sorarsanız üretmek isteyen insanların derdi para ile değil. Onların (yani bizim) derdimiz paranın satın alabileceği bir şey değil.. Bu insanlar kopya bir ürün tasarlayıp 500.000 dolar kazanmayı, sıfırdan bir ürün yaratıp 250.000 dolar kazanmaya tercih etmeyeceklerdir.</p>
<p>Üretmenin verdiği mutluluk ve kişisel haz, başka hiçbir şeyde yok, inanın. Her ne kadar bambaşka lanse edilsek de bizim içimizde üretmek var. Mutlu olmanın yolu da buradan geçiyor. </p>
<p>Yoksa televizyon dizilerinden daha çok para kazanan tiyatro oyuncuları, kazandıklarını tiyatroya yatırmazdı. Gerçek akademisyenler (ne yazık ki pek azı&#8230;) üniversitelerde dirsek çürütmek yerine özel şirketlerin sıkıntılarını çözer, zengin ve mutlu bir hayat kurarlardı. Ya da iyi mühendisler bir araya gelip open-source bir işletim sistemi geliştirmek yerine, parayı vurmanın yollarına bakarlardı.</p>
<p>Şimdi, tekrar düşünün. Yapmak istediklerinizin hepsi gerçekten bir avuç dolar için mi?</p>
<p>Benim -hatta sizin de- niyeti bu değil.</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/bilalkabakli.wordpress.com/148/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/bilalkabakli.wordpress.com/148/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/bilalkabakli.wordpress.com/148/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/bilalkabakli.wordpress.com/148/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/bilalkabakli.wordpress.com/148/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/bilalkabakli.wordpress.com/148/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/bilalkabakli.wordpress.com/148/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/bilalkabakli.wordpress.com/148/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/bilalkabakli.wordpress.com/148/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/bilalkabakli.wordpress.com/148/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/bilalkabakli.wordpress.com/148/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/bilalkabakli.wordpress.com/148/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/bilalkabakli.wordpress.com/148/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/bilalkabakli.wordpress.com/148/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=bilalkabakli.wordpress.com&#038;blog=20632365&#038;post=148&#038;subd=bilalkabakli&#038;ref=&#038;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://bilalkabakli.wordpress.com/2012/02/21/para-gercekten-her-sey-degil/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/dc06d18778412f8ca40374e3b4557674?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">Bilal KABAKLI</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Uygun şartlarda altında her türlü &#8220;şart&#8221; çekilebilir.</title>
		<link>http://bilalkabakli.wordpress.com/2012/01/08/uygun-sartlarda-her-turlu-sart-cekilebilir/</link>
		<comments>http://bilalkabakli.wordpress.com/2012/01/08/uygun-sartlarda-her-turlu-sart-cekilebilir/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 07 Jan 2012 23:41:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Bilal KABAKLI</dc:creator>
				<category><![CDATA[Proje Yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>
		<category><![CDATA[çalışan şirket ilişkisi]]></category>
		<category><![CDATA[ödüller]]></category>
		<category><![CDATA[doğru çalışanlar nasıl seçilmelidir]]></category>
		<category><![CDATA[dışsal motivayon]]></category>
		<category><![CDATA[içsel motivasyon]]></category>
		<category><![CDATA[inner motivation]]></category>
		<category><![CDATA[motivasyon]]></category>
		<category><![CDATA[outer motivation]]></category>
		<category><![CDATA[tüketiciler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://bilalkabakli.wordpress.com/?p=118</guid>
		<description><![CDATA[Pazartesi sabahları işe gitmek çok zor olur. Bünye hafta sonunun rahatlığına çoktan alışmış, öğleden önce yataktan kalmaya hiç niyetli değildir. Ama illaki o yataktan kalkılır, tıraş olunur, buz gibi havada saatlerce yol tepilir ve işe vaktinde gidilir. İnsan, kendi kendine böyle bir işkenceyi nasıl yapıyor olabilir? Tek kelime yazayım; motivasyon. &#8220;Ama sevmeden motivasyon olur mu?&#8221; [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=bilalkabakli.wordpress.com&#038;blog=20632365&#038;post=118&#038;subd=bilalkabakli&#038;ref=&#038;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Pazartesi sabahları işe gitmek çok zor olur. Bünye hafta sonunun rahatlığına çoktan alışmış, öğleden önce yataktan kalmaya hiç niyetli değildir. Ama illaki o yataktan kalkılır, tıraş olunur, buz gibi havada saatlerce yol tepilir ve işe vaktinde gidilir. İnsan, kendi kendine böyle bir işkenceyi nasıl yapıyor olabilir?</p>
<p>Tek kelime yazayım; motivasyon. &#8220;<em>Ama sevmeden motivasyon olur mu?</em>&#8221; demeyin. Motivasyon algıladığın gibi &#8220;<em><strong>severek yapmak</strong></em>&#8221; değildir. Sevmeden de motive olunur.</p>
<p>Bilinçli yapılan her işin altında bir motivasyon kaynağı vardır. İstemesen, hiçbir şey yapmazsın. Fakat işin çıktılarını göz önüne alınca, insan &#8220;yapmam&#8221; dediğin pek çok şeyi yapar. Mesela sevmediği işlerde çalışır, hiç sevmediği insanlarla birlikte olur, hiç olmasa oturup kurbağanın solunum sistemini öğrenir.</p>
<p>Bilinçli olarak yapılan her işin altında yatan iki çeşit motivasyon vardır. İçsel ve dışsal motivasyon. Öztürkçeci olunca zor oluyor, çeviride başarılı değilim. Inner ve outer motivasyon doğrusu.</p>
<p><strong>İçsel motivasyon</strong> bir şekilde insanda oluşmuş mükemmel bir güç kaynağıdır. Aşktır, tutkudur, ne diyorsanız odur. İçsel motivasyonun kaynağı hakkında pek bilgi sahibi değilim fakat pek de önemli değil. Çünkü tutkulu insanlar gözünden anlaşılır. İş yapmaya niyeti olan, yaptığı işi seven kendini her ortamda belli eder.</p>
<p><span id="more-118"></span><strong>Dışsal motivasyonun</strong> kaynağı ise; para, unvan, çıkar gibi amaç değil araç olan şeylerdir. &#8220;<em>Sevmesen de işe gidersin, yoksa ev sahibine selam dahi veremezsin</em>&#8221; dışsal motivasondur. Başkalarının dediği işleri yapan ve aklı halen başında olan insanların büyük çoğunluğu dışsal motivasyon ile çalışır. İşverenin düşünmesi gereken önemli bir konudur fakat merkezinde her zaman çalışan vardır.</p>
<p>Bazı kaynaklara göre ise, dışsal motivasyon yoktur. Para gibi aracılar ile, farklı içsel motivasyonlar tetiklenir. Yani yaptığın işi sevmesen de her sabah düzenli olarak çalışırsın çünkü karşılığında para alırsın. Para da hayatındaki çok sevdiğin-zorunlu olduğun şeylerin anahtarıdır.</p>
<p>İçsel motivasyon harikadır. İnsanları bir fikir, bir arzu etrafına toplayabilir ve hayal edemeyeceğiniz kadar çok çalıştırabilir. Ve bunu bedavaya &#8211; bedavaya yakına yaptırır. (İkinci yazı için spoiler; bedavaya daha iyi yaptırır.)</p>
<p>Her türlü şart altında, konu ne olursa olsun içsel motivasyona sahip biri ile çalışmak çok daha önemlidir. Yüksek not almak isteyen öğrenci ile gerçekten öğrenmek isteyen öğrenci fark kadar önemlidir. </p>
<p>Diplomasında yazandan başka bir meslek ile uğraşanlara dikkat edin. Bunlar doğru insanlar olabilir. Bir inşaat mühendisi, yazılımcı ilanınıza başvurup &#8220;<em>çok istekli çalışabilirim</em>&#8221; dediğinde tekrar düşünmekte fayda olabilir. Hatta bir bilgisayar öğretmeni ürün geliştirme, user interface ve proje yönetimi çalışıyor ise kesinlikle kaçırmayın derim.</p>
<p>Dışsal motivasyon ise doğru yönetilmelidir. Dışsal motivasyon ile çalışan kişiler için her zaman daha fazlasını veren başka şirketler olabilir ve istifa mektubunun masaya gelme hızı ile maaş farkı arasında ters bir orantı bulunmaktadır. Böyle durumlar gerçekleşmese dahi, dışsal motivasyonu sürekli değiştirilmeli, geliştirilmeli ve farklı şekillerde beslenmelidir. Nitekim, pek uzun soluklu değildir.</p>
<p>Bu yüzden, önce bu çalışanlar için &#8220;<strong>back up</strong>&#8221; alın sonra da içerik değil link paylaşana, iş değiş şekil yapana, ortamı bulduğunda hava atanlara dikkat edin. Kendi pazarlamasını yapmak önemli bir dış motivasyondur. Kesin bir gösterge olmasa da seven insan ile sevmeyeni ayırabilir.</p>
<p>&#8220;<em>Bu kadar attıktan sonra neden blog yazıyorsun, nasıl bir içsel motivasyondur bu?</em>&#8221; diye sorarsanız, daha önce de dediğim gibi; içsel motivasyonun kaynağı hakkında pek bilgi sahibi değilim <img src='http://s0.wp.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Aslında isim yapmak ile iş yapmak arasındaki ilişkiyi kendimce yorumlayacaktım fakat yazı başka yerlere kaydı. Daha uygun bir saatte &#8220;Ödüller, motivasyon etkileri ve tüketiciler için yapılabilecekler&#8221; üzerine devamı gelecek.</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/bilalkabakli.wordpress.com/118/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/bilalkabakli.wordpress.com/118/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/bilalkabakli.wordpress.com/118/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/bilalkabakli.wordpress.com/118/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/bilalkabakli.wordpress.com/118/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/bilalkabakli.wordpress.com/118/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/bilalkabakli.wordpress.com/118/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/bilalkabakli.wordpress.com/118/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/bilalkabakli.wordpress.com/118/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/bilalkabakli.wordpress.com/118/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/bilalkabakli.wordpress.com/118/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/bilalkabakli.wordpress.com/118/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/bilalkabakli.wordpress.com/118/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/bilalkabakli.wordpress.com/118/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=bilalkabakli.wordpress.com&#038;blog=20632365&#038;post=118&#038;subd=bilalkabakli&#038;ref=&#038;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://bilalkabakli.wordpress.com/2012/01/08/uygun-sartlarda-her-turlu-sart-cekilebilir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/dc06d18778412f8ca40374e3b4557674?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">Bilal KABAKLI</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>&#8220;Grup çalışması rocks&#8221; demek için henüz erken değil mi?</title>
		<link>http://bilalkabakli.wordpress.com/2011/12/22/grup-calismasi-rocks-demek-icin-henuz-erken-degil-mi/</link>
		<comments>http://bilalkabakli.wordpress.com/2011/12/22/grup-calismasi-rocks-demek-icin-henuz-erken-degil-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 22 Dec 2011 20:57:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Bilal KABAKLI</dc:creator>
				<category><![CDATA[Proje Yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[efektif toplantı teknikleri]]></category>
		<category><![CDATA[etkin çalışma teknikleri]]></category>
		<category><![CDATA[grup çalışması tekniklerie]]></category>
		<category><![CDATA[grup çalışması ve kişisel çalışma]]></category>
		<category><![CDATA[proje yönetimi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://bilalkabakli.wordpress.com/?p=107</guid>
		<description><![CDATA[Projenin başarısı için, doğru kişilerle çalışıyor olmak şart. Ekip üyeleri, ihtiyaçlar doğrultusunda nitelikli ve projeye odaklanan kişilerden seçilmeli. Sonuçta fark yaratacak kişiler, bu güzel insanların zorlu çalışmalar ve uzun toplantılar ardından masaya getireceği çözümlerdir. Peki çözüm ekibinin yapacağı toplantılar, gerçekten çözüme giden en uygun yol mudur? Toplantının ardından en iyi çözüm verilebilmiş midir? Yoksa çözüm [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=bilalkabakli.wordpress.com&#038;blog=20632365&#038;post=107&#038;subd=bilalkabakli&#038;ref=&#038;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Projenin başarısı için, doğru kişilerle çalışıyor olmak şart. Ekip üyeleri, ihtiyaçlar doğrultusunda nitelikli ve projeye odaklanan kişilerden seçilmeli. Sonuçta fark yaratacak kişiler, bu güzel insanların zorlu çalışmalar ve uzun toplantılar ardından masaya getireceği çözümlerdir.</p>
<p>Peki çözüm ekibinin yapacağı toplantılar, gerçekten çözüme giden en uygun yol mudur? Toplantının ardından en iyi çözüm verilebilmiş midir? Yoksa çözüm için gereğinden fazla vakit mi harcanmış? Toplantı ardından her ekip üyesi toplantıya girmeden olduğu kadar mutlu olabilir mi?</p>
<p>Ekip çalışması yukarıdaki sorular çerçevesinde ele alındığında, gerçekten sizin için en iyi çözüm olabildi mi?</p>
<p>Severek takip ettiğim bir blog, son yazısında tam olarak bu konuya değinmiş. Hem de bilimsel araştırma sonuçlarına dayandırarak.</p>
<p>Eğitim hayatı ve devamındaki süreçte içten içe düşündüğüm ama &#8220;<em>bu adam grup çalışmasına yatkın değil</em>&#8221; etikentinden çekindiğim için dile getiremediğim bir konu aslında grup çalışması. Zor problemlere denenmemiş bir çözüm getirmeye çalıştığım zamanlarda tek başıma çalışmayı tercih ederdim. Yıllarca söylemekten çekinmiştim, &#8220;grup çalışmasına uygun değil&#8221; demesinler diye <img src='http://s0.wp.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Akademik bir çalışmayı kaynak göstererek yazdıklarına göre; zor ve karmaşık problemler için kişilerin tek başına çalışıyor olması daha uygunmuş. Değil çözüm getirmek anlaması bile zor olan problemleri önce anlamak, sonra grup arkadaşlarına anlatabilmek, probleme çözüm getirmek ve grubu çözüme ikna etmek gibi bir sürece girmek, sinirlerin gergin olduğu zamanlarda istenecek en son şey olsa gerek. Eğer girilirse de ekipten maksimum verim almak hayal oluyormuş.</p>
<p>Blog yazısı için <a href="http://www.uxbooth.com/blog/design-studios-the-good-the-bad-and-the-science/" target="_blank">buradan</a> alalım. Ayrıntılar için &#8220;Group vs individual performance&#8221; başlığını inceleyebilirsiniz. Sivrilen çalışanlarınızı da rahat bırakıverin artık <img src='http://s0.wp.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/bilalkabakli.wordpress.com/107/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/bilalkabakli.wordpress.com/107/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/bilalkabakli.wordpress.com/107/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/bilalkabakli.wordpress.com/107/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/bilalkabakli.wordpress.com/107/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/bilalkabakli.wordpress.com/107/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/bilalkabakli.wordpress.com/107/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/bilalkabakli.wordpress.com/107/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/bilalkabakli.wordpress.com/107/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/bilalkabakli.wordpress.com/107/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/bilalkabakli.wordpress.com/107/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/bilalkabakli.wordpress.com/107/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/bilalkabakli.wordpress.com/107/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/bilalkabakli.wordpress.com/107/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=bilalkabakli.wordpress.com&#038;blog=20632365&#038;post=107&#038;subd=bilalkabakli&#038;ref=&#038;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://bilalkabakli.wordpress.com/2011/12/22/grup-calismasi-rocks-demek-icin-henuz-erken-degil-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/dc06d18778412f8ca40374e3b4557674?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">Bilal KABAKLI</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Fikirden ürüne ilk adım; SWOT analizi.</title>
		<link>http://bilalkabakli.wordpress.com/2011/11/13/fikirden-uruneilk-adim/</link>
		<comments>http://bilalkabakli.wordpress.com/2011/11/13/fikirden-uruneilk-adim/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 13 Nov 2011 00:53:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Bilal KABAKLI</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ürün Geliştirme]]></category>
		<category><![CDATA[ürün geliştirme]]></category>
		<category><![CDATA[ürün şekillendirme işlemi]]></category>
		<category><![CDATA[s.w.o.t analizi]]></category>
		<category><![CDATA[swot analizi]]></category>
		<category><![CDATA[swot analysis]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://bilalkabakli.wordpress.com/?p=94</guid>
		<description><![CDATA[Bir fikrin ürüne dönüşebilmesi çok zorlu ve yoğun bir süreçtir. Bir fikir -özellikle beyin fırtınası sırasında- oldukça çeşitli ve farklı alanlara uzanıyor olabilir. Fakat bir ürün, kullanıcıya her şeyi sağlayamaz hatta sağlamamalıdır. Peki &#8220;ürünümüz bu olacak&#8221; demek çok mu zordur? Ürün geliştirecek ekibin belki de en önemli sorunu ürünün çerçevesini çizebilmektir. Sokaktan geçen her insanın [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=bilalkabakli.wordpress.com&#038;blog=20632365&#038;post=94&#038;subd=bilalkabakli&#038;ref=&#038;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bir fikrin ürüne dönüşebilmesi çok zorlu ve yoğun bir süreçtir. Bir fikir -özellikle beyin fırtınası sırasında- oldukça çeşitli ve farklı alanlara uzanıyor olabilir. Fakat bir ürün, kullanıcıya her şeyi sağlayamaz hatta sağlamamalıdır. Peki &#8220;ürünümüz bu olacak&#8221; demek çok mu zordur?</p>
<p>Ürün geliştirecek ekibin belki de en önemli sorunu ürünün çerçevesini çizebilmektir. Sokaktan geçen her insanın bir iş fikri olabilir. Fakat ürünü geliştirecek kişişeri ayıran özellik, bu fikri gerekli ölçülerde şekillendirmek ve gerekirse kısıtlamaktır.</p>
<p>Zorlu ürün geliştirme süreci, bir kargaşa ve içinden çıkanın parsayı götürdüğü bir yumak değildir. Çok zor gibi görünen bu süreci, kolayca yutulabilecek parçalara bölmek elbette mümkündür. Bu kısımlar için yakın zamanda bir yazı yazıyor olacağım. Bugün ise çok amaçlı ve kolay uygulanabilen bir testi birkaç ufak öneri ile anlatacağım, Swot analizini.</p>
<p>Swot analizi, fikrin ya da ürünün önündeki çizgiyi çizebilmek için gerekli tüm bulguları göz önüne serecek dört ana başlıktan oluşmaktadır. İsmini &#8220;strengths&#8221;, &#8220;weaknesses&#8221;, &#8220;opportunities&#8221; ve &#8220;threats&#8221; olarak ayrılan dört başlıktan almaktadır. </p>
<p>Bu başlıklar altında objektifçe cevaplanacak sorular ürün için çizilecek yol haritasını direkt olarak değiştirebilir. Ürününüz için farklı bir tanıtım stratejisi ya da duruma göre yeni özellikler düşünebilir, fikrinizin çerçevesini tekrar gözden geçirmek isteyebilirsiniz. </p>
<p>Peki nedir bu sorular?<span id="more-94"></span></p>
<p><strong>Ürünün güçlü yanları (Strengths)</strong></p>
<ol>
<li>Neyi çok iyi yapar?</li>
<li>Hangi alanlarda güçlüdür?</li>
<li>Ne tür inovatif teknolojiler içeriyor?</li>
<li>Diğer ürünlerden ayıran özellik nedir?</li>
</ol>
<p><strong>Ürünün zayıf yanları (Weaknesses)</strong></p>
<ol>
<li>Neyi iyi yapamaz?</li>
<li>Geliştirilmesi gereken şeyler nelerdir?</li>
<li>Alınan kararlar kesin bilgilere mi dayanıyor, yoksa varsayımlara mı?</li>
</ol>
<p><em>Zayıflıklar için başka kaynaklarca önerilen bazı soruların sorulmaması taraftarıyım. &#8220;Kullanıcıların arayıp da bulamadığı özellikler nelerdir?&#8221; ya da &#8220;Başkalarının gördüğü ve sizin görmediğimiz zayıflıklar nelerdir?&#8221; gibi sorular başlık altında değerlendirilmemelidir. Önemli bir özellik atladıysanız, bilgi edinince düzeltmeler yapmışsınızdır. </p>
<p>Fakat kullanıcılara kullanmak istediği özellikleri sormak ve akışı başkalarına bırakmak intihar etmek demektir. Ürününüz henüz edinilmemiş alışkanlıklara dokunuyorsa zaten kullanıcıların ilk tepkileri olumsuz olacaktır (bütün Apple ürünlerinin geçmişini düşünün). Bence böyle ise doğru yoldasınız. Önemli olan kullanıcılara bunun önemli bir ihtiyaç olduğunu yansıtabilmektir ve bu zaman alacaktır.</em></p>
<p><strong>Fırsatlar (Opportunities)</strong></p>
<ol>
<li>Hangi fırsatlar daha başarılı olmanızı sağlayabilir?</li>
<li>Nasıl değişiklikler size fayda sağlayabilir?</li>
<li>Trendler size neler katacak?</li>
<li>Rakiplerinizin olumsuz yönleri nelerdir?</li>
</ol>
<p><strong>Tehditler (Threats)</strong></p>
<ol>
<li>Finansal bir problem yaşama ihtimaliniz var mıdır?</li>
<li>Ürün gidişatını kötü etkileyebilecek değişiklikler olabilir mi?</li>
<li>Trendler sizden neler götürecek?</li>
<li>Rakiplerinizin olumlu yönleri nelerdir?</li>
<li>İş planınızı olumsuz etkileyecek-durduracak etkenler var mıdır?</li>
</ol>
<p>Bu sorulara verilecek dürüst cevaplar ürüne ve gelecek için çizilecek yola olumlu katkılar sağlayabilir. </p>
<p>Unutmayın, bu soruların cevabını sadece ekibiniz görüyor ve değerlendiriyor olacak. İnsanlar sadece sunduklarınızı görür, beğenir ya da beğenmez. Önemli olan ise ürünü nasıl sunduğunuzdur. Ürününüzü geliştirmek ve başarılı olmak için en sert eleştirileri yapacak kadar acımasız olabilirseniz, beğenilecek ürüne sahip olabilirsiniz.</p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/bilalkabakli.wordpress.com/94/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/bilalkabakli.wordpress.com/94/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/bilalkabakli.wordpress.com/94/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/bilalkabakli.wordpress.com/94/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/bilalkabakli.wordpress.com/94/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/bilalkabakli.wordpress.com/94/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/bilalkabakli.wordpress.com/94/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/bilalkabakli.wordpress.com/94/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/bilalkabakli.wordpress.com/94/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/bilalkabakli.wordpress.com/94/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/bilalkabakli.wordpress.com/94/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/bilalkabakli.wordpress.com/94/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/bilalkabakli.wordpress.com/94/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/bilalkabakli.wordpress.com/94/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=bilalkabakli.wordpress.com&#038;blog=20632365&#038;post=94&#038;subd=bilalkabakli&#038;ref=&#038;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://bilalkabakli.wordpress.com/2011/11/13/fikirden-uruneilk-adim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/dc06d18778412f8ca40374e3b4557674?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">Bilal KABAKLI</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>Problemler unutulmaya meyillidir.</title>
		<link>http://bilalkabakli.wordpress.com/2011/11/08/problemler-unutulmaya-meyillidir/</link>
		<comments>http://bilalkabakli.wordpress.com/2011/11/08/problemler-unutulmaya-meyillidir/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 07 Nov 2011 23:58:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Bilal KABAKLI</dc:creator>
				<category><![CDATA[Proje Yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[efektif proje toplantısı]]></category>
		<category><![CDATA[problem çözme teknikleri]]></category>
		<category><![CDATA[proje toplantısı önemi]]></category>
		<category><![CDATA[proje yönetimi]]></category>
		<category><![CDATA[proje yönetimi toplantı notları]]></category>
		<category><![CDATA[project management 101]]></category>
		<category><![CDATA[toplantı notu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://bilalkabakli.wordpress.com/?p=85</guid>
		<description><![CDATA[İnsanlarla ilgili en ciddi tecrübemi, 100 kişilik bir spor takımın antrenörlüğünü yaparken yaşadım. Bir antrenman boyunca 100 kişiyi kontrol etmek, hepsine söz dinletebilmek ve disiplin ile çalıştırabilmek inanın çok zordu. Takım (insan) yönetmenin en zor kısmı topluca hareket edilen dakikalarda onlara hakim olmak, kontrol etmek ya da yol göstermek sanıyorsanız, kesinlikle yanılıyorsunuz. Yönetim sürecinin en [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=bilalkabakli.wordpress.com&#038;blog=20632365&#038;post=85&#038;subd=bilalkabakli&#038;ref=&#038;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İnsanlarla ilgili en ciddi tecrübemi, 100 kişilik <a href="http://www.metuorienteering.org" target="_blank">bir spor takımın</a> antrenörlüğünü yaparken yaşadım. Bir antrenman boyunca 100 kişiyi kontrol etmek, hepsine söz dinletebilmek ve disiplin ile çalıştırabilmek inanın çok zordu.</p>
<p>Takım (insan) yönetmenin en zor kısmı topluca hareket edilen dakikalarda onlara hakim olmak, kontrol etmek ya da yol göstermek sanıyorsanız, kesinlikle yanılıyorsunuz. Yönetim sürecinin en büyük bölümü toplantılarda belirleniyor. Ne kadar tek kişilik bir iş gibi görünse de, yönetim birden çok kişinin içinde yer alması zorunlu olan bir süreçtir.</p>
<p>Her toplantıda konuşulacak pek çok problem, her biri için ayrı ayrı ikna edilecek insanlar vardı. Bu uzun açıklama ve tartışma süreçleri, katılıma o kadar teşvik ederdi ki; olaya en uzak kurul üyeleri dahi katılır, hatta gündeme yeni problemler getirirdi. Bu problemlerin çoğu, tecrübeye dayandığı için üzerine düşülmesi gereken önemli noktalardı.</p>
<p>Elbette toplantılardan sonra, ortaya atılan bu yeni problemlerden her biri unutulurdu. O karışık ve hararetli toplantılarda, acil olarak yapılması gerekenler arasında kim bunlarla ilgilenecek kadar vakit sahibi olabilirdi ki?</p>
<p>Bir avuç öğrenci iş yoğunluğundan ve vakit azlığından bu kadar etkilenirken, proje yönetimi süresince ekip çalışanlarının daha olumlu bir görüntü çizebilmesi mümkün müdür? Elbette hayır.</p>
<p>Peki bu gibi durumların iş sürecini olumsuz etkilemesine izin verilebilir mi?<span id="more-85"></span></p>
<p>Çözüm; tüm problemleri tek bir platform altında toplamak ve belgelemektir. Bu belge çözülen ve çözülmeyen tüm problemlerin resmen hesabını tutar. Tüm problemlerin tek bir platformda olması yönetim sürecini ve iş takibini de kolaylaştırır. Belgelenmeyen neredeyse her problem de unutulmaya ve işinizi daha sonra aksatmaya mecburdur&#8230;</p>
<p>Mümkünse online olarak paylaşılması gereken bu belge genel olarak şu bilgileri içermelidir. Konu-problem adı, gündeme geliş tarihi, gündeme getiren, yorumlar ve problemin çözüme ulaştığı tarih.</p>
<p>Yukarıdaki paragrafı okuyunca problemin, gündeme getiren kişiye atanacak bir &#8220;to-do&#8221; olduğunu düşünebilirsiniz. Fakat ortaya atılan problemin, kendisine gelecek ekstra bir iş olduğunu düşünen çalışanlar bu konuda işinizi kolaylaştırmayacaktır. Hele bunun dönüp kendine geleceğini bilirlerse konuşmak için hiç gönüllü olmayabilirler.</p>
<p>Problemin çözmesi gereken kişi, ortaya atan kişi olsa dahi kendisine yardım etmesi için başkalarını da görevlendirmek gerebilir.</p>
<p>Problemin ortaya atıldığı tarih ile çözümlen(me)diği tarihin arası açıldıkça çalışanlar ve sizin üzerinizdeki &#8220;yapılmalı&#8221; baskısı artacaktır. Dışarıdan bir etken, prim ya da &#8220;fırça&#8221; gibi etkenler olmasa dahi bu sürelerin görünür durumda olması kişileri rahatsız edecek ve olumsuz şekilde de olsa çalışmaya motive edecektir. Bu yüzden belgenin online olarak paylaşılması önemli bir etkendir.</p>
<p><em>Okuduğum kitapta, tutulması gereken belge için şöyle bir örnek verilmiş. Elbette dokümanı sayısal olarak tutmak, yönetmek ve incelemek açısından çok daha kolay olacaktır&#8230;</em></p>
<p><a href="http://bilalkabakli.files.wordpress.com/2011/11/untitled-1.jpg" target="_blank"><img src="http://bilalkabakli.files.wordpress.com/2011/11/untitled-1.jpg?w=519" alt="" title=""   class="aligncenter size-full wp-image-86" /></a></p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/bilalkabakli.wordpress.com/85/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/bilalkabakli.wordpress.com/85/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/bilalkabakli.wordpress.com/85/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/bilalkabakli.wordpress.com/85/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/bilalkabakli.wordpress.com/85/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/bilalkabakli.wordpress.com/85/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/bilalkabakli.wordpress.com/85/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/bilalkabakli.wordpress.com/85/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/bilalkabakli.wordpress.com/85/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/bilalkabakli.wordpress.com/85/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/bilalkabakli.wordpress.com/85/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/bilalkabakli.wordpress.com/85/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/bilalkabakli.wordpress.com/85/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/bilalkabakli.wordpress.com/85/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=bilalkabakli.wordpress.com&#038;blog=20632365&#038;post=85&#038;subd=bilalkabakli&#038;ref=&#038;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://bilalkabakli.wordpress.com/2011/11/08/problemler-unutulmaya-meyillidir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://1.gravatar.com/avatar/dc06d18778412f8ca40374e3b4557674?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">Bilal KABAKLI</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://bilalkabakli.files.wordpress.com/2011/11/untitled-1.jpg" medium="image" />
	</item>
	</channel>
</rss>
