Para gerçekten her şey (değil).

“In motivating people, you’ve got to engage their minds and their hearts” — Rupert Murdoch

Haklı olabilir mi? Yoksa genel konuşmuş, kalabalık mı etmiş?

Hatırlarsanız motivasyon hakkında kısa bir yazı yazmıştım şurada. Bu yazıda söz verdiğim ikinci bölümü, “çalışanın motivasyon unsurları” geliyor.

Yazacağım çok şey var aslında. Ben uzun yazmasına yazarım da siz okurken Anadolu turnesine çıkmış İsmail Türüt gibi terlemezsiniz, kapatıverirsiniz sayfayı. Lafı uzatmadan başlıyorum.

Outer Motivation may rock!

Çalışanları etkileyen outer (dışsal) motivasyon kaynakları var dedik. Bu kaynakları biraz daha ayrıntılı ve bilimsel olarak inceleyelim.

Frederick Herzberg isimli bey amca bu motivasyonu ikiye ayırmış. Yani iki ana unsur var diyor; “Hygiene factors” ve “Motivators“. İsimler saçma değil mi? Olsun, içerik güzel.

Hygiene factors ile başlayalım.

Kendinizi her şart altında çalışacak kadar azimli mi görüyorsunuz, yoksa “paşayım, çayım ılık olsun” diyenlerden misiniz? “Paşayım” diyenler, hijyen sizin için çok önemli. “Paşa değilim” diyenler, hijyen sizin için de önemli (farkındayım, hijyen olarak çevirince bütün forsu gitti).

Teoriye göre dört tane hygiene faktörü var. Bunlar;

  1. Para ile alakalı olanlar (paying benefits kısacası).
  2. Şirket vizyonu
  3. İş arkadaşları ile olan ilişkiler.
  4. Ve olmazsa olmaz fiksel şartlar.

Araştırmalar göstermiş ki hygiene unsurlarının eksikliği direkt mutsuzluk ve motivasyon kaybına sebep oluyor. Bir işe koyuluyorsanız, en baştan bu unsurları cebe koymuş olmanız lazım sayın girişimciler.

Peki hijyen yeterli mi? Elbette hayır.

Hygiene unsurlarındaki eksiklikler direkt olarak motivasyon kaybına sebep olsa da uzun vadedeki olumlu etkisi çok küçük.

İşte uzun vadeli hesaplar için de “Motivators” devreye giriyor. Yani;

  • Başarmak!
  • Tanınma-başkaları tarafından kabul görmek.
  • Yükselmek
  • Kişisel gelişim
  • Sorumluluk ve yetkiler
  • Ve tabii ki işin kendisi (işi sevmek de denilebilir).

Sanıyorum bu maddelerin her biri kendini-ne olduğunu belli ediyor. Daha ayrıntılı okumak isterim diyenler için şurada bir makale var.

“Ne kadar para, o kadar çokomel” mi?

Peki tüm bunlardan sonra, para motivasyondaki karşılığını nasıl buluyor olabilir? Ya da “para/çokomel” eğrisi gerçekten var mı?

The RSA’in araştırmalarına göre; “ne kadar ekmek, o kadar köfte” lafı (bazı zamanlarda) çok doğru.

Fiziksel-mekanik güç gerektiren işlerde para-ödül ne kadar çok ise motivasyon ve performans o kadar yüksek oluyor. Yani bir işçiye bütün gün taş taşıtıyorsanız ve karşılığında oldukça iyi ücret veriyorsanız, pek bir sıkıntı yaşanmayacak. Fakat ortaya düşünsel işler atıldığı zaman işin rengi değişiyor.

Düşünen insanın hali başka!

Aynı araştırmaya göre düşünsel yetenek gerektiren kompleks işlerde daha çok para daha düşük performansa sebep oluyor. Mesela bir yazara en iyi kitabı yazması için 100 milyon dolar önerin; büyük ihtimalle bi’ Ömer Çelakıl olarak size geri dönecektir.

Fakat yanlış anlaşılmasın. Ne kadar az para o kadar iyi performans değil söz konusu durum. Bu çalışanların işe gelirken para düşünmüyor olmaları şart (araştırmaya göre gene). Sadece para için çalışıyor olmak istemiyorlar, benim anladığım o.

Bahsi geçen araştırma pek çok farklı ülkede defalarca gerçekleştirilmiş deneylerin sonucunu içeriyormuş ve hepsinde sonuçların aynı olduğu vurgulanmış.

Bana sorarsanız üretmek isteyen insanların derdi para ile değil. Onların (yani bizim) derdimiz paranın satın alabileceği bir şey değil.. Bu insanlar kopya bir ürün tasarlayıp 500.000 dolar kazanmayı, sıfırdan bir ürün yaratıp 250.000 dolar kazanmaya tercih etmeyeceklerdir.

Üretmenin verdiği mutluluk ve kişisel haz, başka hiçbir şeyde yok, inanın. Her ne kadar bambaşka lanse edilsek de bizim içimizde üretmek var. Mutlu olmanın yolu da buradan geçiyor.

Yoksa televizyon dizilerinden daha çok para kazanan tiyatro oyuncuları, kazandıklarını tiyatroya yatırmazdı. Gerçek akademisyenler (ne yazık ki pek azı…) üniversitelerde dirsek çürütmek yerine özel şirketlerin sıkıntılarını çözer, zengin ve mutlu bir hayat kurarlardı. Ya da iyi mühendisler bir araya gelip open-source bir işletim sistemi geliştirmek yerine, parayı vurmanın yollarına bakarlardı.

Şimdi, tekrar düşünün. Yapmak istediklerinizin hepsi gerçekten bir avuç dolar için mi?

Benim -hatta sizin de- niyeti bu değil.

Advertisements


Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s