Fabrika Ayarları

Herkes bir yerlerde kendince hayatın anlamını arıyor. Ben de onların arasındayım. Ama yıldızlara soru sormak gibi bu meret! Akıl karı değil.

Fakat bu arayış insanın algısını oldukça değiştiriyor, orası kesin.

İstanbul’a geldiğim gün ile bugün arasında çok fark var mental olarak. Kalabalık -çok kalabalık- bir şehirde yaşıyor olmak insanlar hakkındaki görüşlerimi çok etkiledi. Ne yazık ki pek olumlu anlamda değil.

Küçük yaşlardayken bir belgeselde çekirge istilalarının nasıl olduğunu izlemiştim. Aslında her biri normal ve zararsız olan çekirgeler kalabalık gruplar haline gelince evrim geçirip deyim yerindeyse “level” atlıyorlardı, vahşi oluyorlardı.

İstanbul’da da durum farklı değil. İnsanlığın farklı bir hali var burada. Benim gibi herkesin birbirini tanıdığı yerlerde büyüyüp “karşılık” kelimesinin ne olduğunu doğuştan öğrenmemiş insanlar için biraz hayal kırıklığı.

Fakat alışıyorsunuz, uyum sağlıyorsunuz. Biraz daha kapitalist bakıp sebepler arıyorsunuz, buluyorsunuz.

Bu şehir yaşayan bir organizma. Bizler kafamızı o kadar derine gömüp islerimizle uğraşıyoruz ki bu organizmanın bir parçası olduğumuzu ve onu var ettiğimizi fark edemiyoruz çoğu zaman.

“Hayat mücadelesi işte…” denilen, aslında hayatta kalma içgüdüsünden başka bir şey değil.

Tek hücreliler gibiyiz her birimiz. Hayatımızı devam ettireceğimiz yerlerde olmak, bölünerek çoğalmak ve devamlılığınızın güvenliğini sağlamak istiyoruz.

Hepimizin kafasında fabrika ayarları var.

Çiftleşme zamanı hiç bilmediği yolları tepen ve birbirinden habersiz buluşan balıklar gibiyiz. Bir de, şelalede duracakları yeri bilen ve bizi avlayan dağ ayıları var.

Hepimizin takılacağı fabrikada belirlenmiş yemler var. Öyle ya da böyle “buy” butonuna tıklamamıza sebep olacak aldatmacalar. Sihir numaraları!

Öğreniyorum onları.

Anadolu’nun küçük bir kasabasında akademisyen olmayı düşlediğim günleri hatırlıyorum da; şimdiki halim tam bir komedi.

“Buy butonuna tıklamayın” demek isteyen kişi değil de, o tecrübeyi tasarlayan olmak bir çeşit kara mizah.

İstanbul’a gelmemek için hayatını değiştiren 20 yaşındaki idealist halim bugün karşıma çıksa; vücut ağırlığını da kullanarak sağlam bir tokat atar.

Ama hayat işte, ne yaparsın. Planlarımızın hiç önemi olmasa gerek; nitekim hiç planladığımız gibi gitmiyor meret.

Advertisements


Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s