Kullanıcının ilk saniyeleri – 1: Kullanılabilirlik

“İlk seferde kolay anlaşılamıyor ama çok öğrenilebilir. Kullanıcılar çok kolay alışır.”

Bu “aynısından ben de kullanıyorum güzel abim” cümlesi aklınızda kalsın, geri döneceğiz.

Kariyerim için kurduğum bir hayal var. Milyonlarca kullanıcının canı gibi kullandığı bir servis – ürün yaratabilmek. Girişimci kafasında iş yapmaya çalışanların ortak gayesi bu olsa gerek. Bu yolda, ürün geliştirme sürecinin en önemli adımlarından biri de kullanılabilirlik. Benim için bir amaç değil, ürünün “Kızıl Deniz’i ikiye bölebilmesi” için sağ kolum olan bir araç.

Kullanılabilirlik, uzun vadede kullanıcıya olumlu bir motivasyon sağlamasa da, kısa vadeli memnuniyeti tavan yaptıran bir güzellik. Rekabetin olduğu noktada eksikliği kaybetmek demek.

Steve Krug, Jakob Nielsen gibi insanlar bu konuda oldukça etkin içerik üretiyor. Ben de bugün kullanılabilirliğe etki eden unsurları kısaca hatırlatıp ürün geliştirme süreci ve kullanıcılar üzerine birkaç not aktaracağım. UX ve kullanılabilirlik şu aralar oldukça trending. Her köşe başında “bence bu iyi bir kullanıcı deneyimi değil” diyen insanlar her an karşınıza çıkabilir. Kanmayın, aldanmayın değerli kardeşlerim.

Kullanılabilirlik ve Etki Eden Unsurlar

Jakob Nielsen’in yaptığı tanımlamaya göre kullanılabilirlik; kullanıcıların arayüzü ne kadar kolay kullanabildiğine yönelik bir nitelik göstergesidir. Eğer hayatımı çeviri yaparak kazansaydım çulsuz kalırdım. Aslen şöyle demiş; “Usability is a quality attribute that assesses how easy user interfaces are to use” (*).

Ve bu tanımlamaya göre kullanılabilirlik(*) beş temel unsurdan oluşur.

  1. Öğrenilebilirlik: Kullanıcılar sistemi ilk kullandıklarında, basit görevleri ne kadar basit tamamlayabildikleridir.
  2. Etkinlik: Kullanıcıların sistemi öğrendikten sonra işlemleri ne kadar çabuk gerçekleştirebildiğidir.
  3. Hatırlanma Miktarı: Sistemi kullanmaya ara veren kullanıcıların, sonrasında ne kadar çabuk adapte olabildikleridir.
  4. Hatalar: Ne kadar çok ve ne şiddetli hata yaptıklarıdır. Ama hatasız kul olmaz, bu hataları kolay telafi ediyor olabilmeleri de önemli.
  5. Memnuniyet: Bu da boynumuzun borcu; kullanıcıların memnuniyeti.

Türkçe’nin azizliği sebebi öğrenilebilirlik yanlış değerlendirilebiliyor. Terim, kelime karşılığı sebebi ile bizleri yanlış yönlendiriyor. Öğrenilebilirlik “aşinalık, devamlılık, genellenebilirlik, tahmin edilebilirlik ve basitlik” unsurlarından oluşur ve kullanıcının “öğrenme” aksiyonunu ne kadar çabuk alabildiğini ölçer.

Yani buradaki dert, kullanıcıların sistemi zamanla (zaman; uzun bir süre) öğrenebilmesi değildir. İstediğiniz kadar “kullanıcı düşmanı” bir sistem tasarlayın, kullanıcılar belirli bir süre sonra neyin nerede olduğunu öğrenecek, görevleri yerine getirmek için gerekli olanları kavramış olacaklardır. Fakat öğrenebilmeleri için gerekli motivasyonu sağlamak oldukça zordur. Dakikalar yerine saniyelere ihtiyacımız var.

Hiç rakibi olmayan teknik bir sistem geliştirdiyseniz ve bunun çıktısı işveren için çok kritik ise, o sistem her türlü öğrenilir. Oturduğu koltuğun altında bomba olsa dahi, belirli bir süre sonra kullanıcı o sistemi terlemeden kullanır. Ya da sokaktaki insana “şu siteden çok çılgın sevgili bulunuyormuş” denildi ise on takla attırsanız da o kullanıcı sevgiliyi bulmak için yapılacakları yapar.

Fakat problem ortada bu kadar keskin bir motivasyon mesajı yokken kullanıcıları sisteme dahil edebilmek ya da rakipten kullanıcı koparabilmektir. Sonuçta kullanıcı neden çıktısını dahil bile bilmediği yeni bir sisteme üye olmak için 10 sayfalık bir form doldursun ya da kullanmakta olduğu bir sistemden daha az kullanılabilir bir sisteme dahil olmak istesin?

Bana göre; rakibi olmayan ama çıktısı başkaları için yeni veya çıktısı bilinen ve rakibi olan bir ürününüz varsa, öğrenilebilirlik diğer unsulardan biraz daha öne çıkıyor. Çünkü kullanıcıları sisteme dahil etmek bile “bin dereden su getirmek kadar” zor iken, onların bulduklarını beğenmeden gitme ihtimalini kotarmak ne kadar zor olabilir hayal edin. Kullanıcı “kapat” butonuna basıp çıkmadan önce belki en fazla birkaç saniyeniz var.

Yukarıdaki görsel (linkini bulamadım, Evernote’da kalmış); kullanıcıların halihazırda kullanmakta oldukları sistemden ayrılmamak ve yeni bir sisteme alışmamak için kendilerine oynadıkları oyunu gösteriyor. Kullanıcı gerçekten size gelmemek, gelse de kalmamak niyetinde. Gerçekte size gelmeleri için 9 sebep varken, onlar sadece 1 tane görüyorlar.

Öğrenilebilirlik’in gönüllerdeki yeri bu kadar önemli iken, oluştuğu beş unsuru (aşinalık, devamlılık, genellenebilirlik, tahmin edilebilirlik, basitlik) şu linkten okumak ve öğrenmek isteyebilirsiniz.

Esas yazmak istediğim kullanıcı motivasyonu ile ilgili kısımlara girersem çok uzayacak. “Kullanıcı motivasyonu ve artırmak için yapılacaklar” konusunu başka bir yazıya bırakıyorum.

Advertisements

One Comment on “Kullanıcının ilk saniyeleri – 1: Kullanılabilirlik”

  1. […] bu Bilal? Kullanıcının ilk saniyeleri – 1: Kullanılabilirlik […]


Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s