Başarmak Mutlu Olmanın Ne Kadarıdır?

UX çok reröre” dedik ancak yazacak çok şey var. Önümüzdeki günlerde benim “reröre” devam edecek. Ara ara  bir şeyler başarmanın peşinde koşarken toplanan notlar haricinde, UX’dir, makaledir, kullanıcı motivasyonudur demeden de yazmak istiyor insan.

Az önce lafı geçen “başarmanın peşinde koşmak” sadece benim “burnu kalkık lafım” değil. Bu mücadele insanın doğası gereği hepimizde var. Kendimizce bir yol seçmediğimizde de, seçilen başka yollarda aynı kavgayı veriyoruz. İnsan bir meşgale peşinde çünkü. Bu meşgale bazen bizler gibi ürün peşinde koşmak, bazen en güzel kızı tavlamak (bazen ikisi birlikte), bazen komşu ailenin yuvasını yıkmak olabilir. Hepsi bir parça bilinmezlik, azıcık heyecan için.

Hepimiz ister istemez bir şeyleri başarmanın peşinde koşuyoruz, seçme şansımız yok. Fakat mücadele vermemek gibi bir seçeneğimiz olmasa da neyin mücadelesini vereceğimiz bize kalmış.

Peki “uğraş” tam olarak ne için verilir? Başarmak diye bir ömür harcadığımız şey nedir ve ne zaman başarmış sayabiliriz?

Sözlüğe göre “bir işi istenilen şekilde yapmış olmak (kazanmış olmak)” başarabilmektir. Ve başarmış olmak, kazanmanın ardından gelen bir durumdur. Aslında başarıdan bahsetmek için önce kazanmaktan bahsetmek gerekmektedir.

Kazanmak ise bir yarış (challenge) gerektirmektedir. Türlü kategorinin altındaki sıradan bir yarışta başı çekmektir. Bir atlet için 100 metre içerisinde 10 kişiyle yarışmak, bir inşaat mühendisi için yer çekimini karşısına alıp gökdelenler dikmektir.

Akşam hava kararıp şehrin kırmızı halojen ampülleri yandığında, siyah asfalt ve gri betonun rengi beni düşündürüyor. Başarmak için uğraştıklarımız, gerçekten kazanmak istediklerimiz mi? Tüm bu çalışmalar, her gün tanımadığın insanlar için bilmediğin şeyleri öğrenmek ve yapılmamış şeyler yapmaya çalışmak tam olarak neyi başarmak için?

Başarmaya çalışmak olmayan şeyleri aramak demek. Sadece bizde olmayan ya da var olmayan şeyler değil, hiç bilmediğimiz ama güzel olacağını ümit ettiğimiz şeyler. Ümit-umut adını siz koyun.

Dersaneye giden bir öğrenci için üniversitede geçireceği güzel yıllar, bir girişimci için milyon dolar, bir yalnız için köşeyi dönünce karşısına çıkacak sevgili, bir hasta için sabah, bir pazarcı için güneşli gün, soğuk durakta sigarasını içine çeken bir işçi için ise cebindeki çeyrek bilet.

Hepimiz bir yere varınca bulacaklarımızı seviyoruz ama yoldakiler ile mutlu oluyoruz. Bu da bizim bug’ımız.

Advertisements


Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s