5651 Numaralı Internet Yasası: Sansür 3.0

5651 numaralı internet yasası

Benim bir kanunu açıklamak üzere yazı yazmam, hatta yazabileceğimi düşünmem dahi aslında büyük bir ayıp. Ancak yazılan ve söylenenlerin çoğu ya iktidar karşıtlarını korkutmak ya da iktidar yandaşlarını uysallaştırmaktan öte niyet taşımayan spot başlıklı içerikler. Yazmak zorunda hissediyorum.

Pek çok insanın eksik ve çözümden uzak yorumları yüzünden, yasanın ciddiyeti sahnenin arkasında kalmış gibi görünüyor. Tek yaptığı şey konuşmak olan insanların en büyük problemleri de bu; enerji hırsızlığı. Bizi, okuyanı ve dinleyeni, hissizleştirmek, büyük yanlışlara daha çok alıştırmak. Sanıyorum en büyük suç onların.

Şimdiye kadar bilgisayar ekranlarımızdan ne yasakların ne sansürlerin haberlerini okuduk. Gerçekten 5651 numaralı kanun da bunlardan herhangi bir tanesi midir? Prosedürü şeklen olan ve kolayca atlatılabilen herhangi bir uygulama mıdır?

Bana sorarsanız şimdiye kadar böyle şeytani bir plan daha duymadık. Sebebi için çok değil, üç yıl öncesine, Tahrir Meydanı’na dönmeliyiz.

Internet sansürü hayatımıza en çok Mısır’daki olaylarda, Arap Baharı zamanında yaşanlarla girdi. Çünkü insanlık (en azından bizim gündemimize düştüğü kadarı ile) Internet’in kitleleri bu denli büyük ölçüde organize edebileceğinden habersizdi. 2011’in başındaki Mısır olaylarında ise Internet’in sadece kitleleri hissizleştiren yapay bir eğlence merkezi olmayabileceği açık ve seçik şekilde anlaşıldı.

Mısırlı devlet görevlileri halkın organize olmasını engellemek için önce ülke genelinde Internet erişimini ve GSM operatörlerini kapattılar. Fakat olmayan bir şeyin yokluğu elbette çabuk anlaşılır. Mısırlı aktivistler eski modemleri, faks makinelerini, yurt dışı araması yapan sabit hatları kullanarak Internet erişimi sağladılar. Elbette Internet’e herkes rahatça ulaşamadı. Ama organize olmaya yetecek, grupları haberleştirebilecek kadar erişim sağlandı.

Bunun üzerine, o vakte kadar uygulanmış tekniklerin bir tık üstü, Sansür 2.0 ile tanıştık. Mısır’daki yetkililerin propaganda hesaplarının şifrelerini ele geçirerek olayın boyutunu azaltma çabası içindeydi.

Fakat kendini açıkça belli eden her müdahale, illa ki bir direniş ile karşılaşır. Adamlar Internet’i kestiler, daha ne yapabilirler yasal olmayan müdahale adına? Ve elbette kanunsuz her müdahale direnişi artırır. Akabinde Mısırlılar halkı da, bizim devlet büyüklerimizin dahi takdirini kazanan bir sonuç elde ettiler.

Abudallah Gül Mısır

Aynı şekilde Türkiye’deki Gezi gösterilerini hatırlayın. Her türlü medyanın suskunluğu, televizyonlardaki penguenler ve gazetelerdeki SMS ile bildirilmiş başlıklar toplumu habersiz kalmaya mahkum ederken; tüm olayların sokakta nasıl organize edildiğini, sosyal haberleşme ağının nasıl oluşturulduğunu hepimiz bizzat şahit olduk.

Gezi ve Mısır olaylarının arasında benzer bir özellik var. Bu büyük, ülkelerin çehresini değiştiren ve tarihte yer edinen iki olayın başlangıcı da, olayların çapına göre küçük bir kıvılcımdı. Mısır’daki (ve diğer Arap ülkelerindeki) fitili ateşleyen şey, Tunuslu Muhammed Buazizi’nin kendini sokak ortasında yakmasıydı. Manidar olsa gerek, Gezi’deki fitili de çadırları yakan bir polis ateşlemişti.

Kitleleri bu olaylardan haberdar eden büyük yayın organları değildi. Sosyal medyadaki ispat niteliğinde videolar hızla yayıldı. Kalabalık ve öfke de aynı oranda arttı.

İnsanlık önce Mısır, ardından Gezi ile çok net dersler çıkarmış oldu. Birincisi bize söylenenler, yalan ya da eksik olabilirdi. Toplu haberleşme mecraları, bir grubun propagandasını “bağımsız” gibi yapmaktan öte geçemiyordu. İkincisi ve önemlisi ise haberdar etmek, haberdar olmak ve birlikte durmak bir imkansız değildi. Internet sayesinde toplum, bunlar için başkalarına bağımlı değildi.

Bu olaylardan dersini almış olan tek taraf göstericiler ve insanlık değilmiş. Siyasi irade, zaten zaten eskiden takık olduğu Internet’e inovatif bir yaklaşım göstermek zorunda olduğunu farketti. Elbette devlet inovasyon yaparsa hayat kolaylaşmaz. İşin ehli aklı selimler, Sansür 3.0’a geçiş yaptı.

Önce yasanın içeriğinden, sonra muhtemel senaryolardan bahsedelim.

5651: İçeriğe giden tüm yollar.

Internet yasasın temel olarak düzenlemeye tabi tuttuğu dört farklı yapı var. Her birinin görevleri belirtilmiş. Emre uymayanlara ağır cezalar öngürülüyor.

  1. Erişim Sağlayıcı: Yasadaki tam karşılığı TTNet, Avea, Turkcell gibi Internet hizmeti sağlayan herhangi bir firma ya da kişi olabilir. Yasaya göre erişim sağlayıcıların iki önemli görevi var. İlki haberdar edilir edilmez teknik imkanlarının tümünü kullanarak içeriğe erişim engellemesi sağlamak. Bunu da 24 saatten kısa sürede yapmaktır. İkincisi de trafik bilgilerini 6 ay ile 2 yıl arasında usulüne göre saklamaktır ki birileri bu verileri alıp işleyebilsin.
  2. İçerik Sağlayıcı: Internet ortamı üzeriden kullanıcılara sunulan her türlü bilgi veya veriyi üreten, değiştiren sağlayanlar. Youtube, WordPress, Twitter ve tanıma uyabilecek tonlarcası. İçerik sağlayıcının görevi ise sağladığı tüm içeriğin sorumluluğunu üstlenmektir. Komik olsa da Youtube, yasaya göre sağladığı tüm içeriğin sorumluluğunu kabul eder. Sorumluluk kullanıcılardan sağlayıcılara geçmektedir.
  3. Yer Sağlayıcı: Sanırım tam karşılığı hosting firmalarıdır. Lütuftur ki barındırdıkları içeriği araştırmakla yükümlü değildirler. Fakat haberdar edildikleri takdirde barındırma hizmetini sonlandırmak zorundadırlar.
  4. Toplu Kullanım Sağlayıcılar: Internet kafeler, oteller gibi toplu kullanım sağlayanlar. Bu sağlayıcılar da, kendi altyapılarını kullanan kişilerden sorumlu tutulmaktadır.

Satranç tam olarak burada başlıyor. Tüm dert içerik ile olduğu için bütün bir siteye ya da bütün erişime yasak söz konusu değil. Sadece ilgili içeriğin linki engellense kafi.

Güç sahiplerinin çıkardığı ilk ders: Erişimin tamamen engellenmesi, ortalığın durulmasına yetmez. Hatta direnci dahi artırabilir. Fakat yasakları fark ettirmeden, sadece kaldırılması gerekli olan içeriğe uygulanması farkındalığı ve dolayısı ile tepkiyi büyük ölçüde azaltacaktır.

Haziran ayında, Gezi’de çadır yakan polisin görüntülerine sansür uygulandığını hayal etsenize. Ve bunu duyurmak için “devlet bu videoları silmeden izleyin” yazmak zorunda kalan insanların durumunu. Acaba kaç tanesinin söylediklerine “spam lan bu” demezdiniz?

5651: Sansür 3.0, İnovatif Devlet

Yasa içindeki maddeler tek başına bir şey ifade etmiyor. Esas aldatıcı yanı, engellemenin uygulama şekli ile başlıyor. Bir videoyu fark ettirmeden sansürlemek problem değil. Eğer bu klasik mahkeme sürecine girer ve iki hafta sonra sansürlenirse zaten her şey için çok geçtir. Sansür dakik olmalıdır. Bir sistemden ziyade, kişilerin insiyatifine dayanmalıdır ki devlet atak olsun.

Normal şartlarda engellemeye hakim ve mahkeme karar verir diye açıkça belirtilmiş. Yukarıdaki paydaşlar (sağlayıcılar), hakim ve mahkeme karar verirse içeriği yayınlamayı durdurmak zorundalar. Ne kadar güzel bir şey aslında. Sizin de başınıza gelebilir. Herkes uygunsuz içeriğe erişim engellensin ister. Bu durumda bir mahkeme görüşür, kovuşturma başlatılır ve hakkınızı alırsınız. Kovuşturma kelimesine de araştırma yaparken denk geldim ilk kez. Cümle içinde kullanmak istedim.

Yasada şöyle bir not var. Eğer savcı uygun görürse, yani engelleme çok acil ve önemli ise anlık olarak tek başına karar verebilir. İçeriğin engellenmesini onaylar ve yukarıdaki paydaşlardan ilgili olanları 24 saat içerisinde içeriği yayından kaldırmak zorunda kalır.

Bir savcı, tek bir savcı bu kararı vermek için ve yürütmeyi sağlamak için yeterlidir, öyle mi? Bizim ne öğrenebileceğimize, ne düşüneceğimize, nelerden haberdar olabileceğimize ve ne söyleyebileceğimize tek bir savcı karar verebilir, öyle mi? Doğru Samet. Yasaya göre bir savcı bunu yapabilir.

Aslına bakarsanız insan insiyatifi yer yer güzel bir şey. Sayın ki bir uygunsuz içeriğiniz Internet’e düştü. Savcıya gidip derdinizi anlatırsanız hemen yayını engelleyebiliyor. Çünkü insanlık hali. Herhangi bir gün sizin de başınıza gelir. Nasıl desem, bir seks kasediniz Internet’e düşer. Her izleyen de sizi tanır ya. Hemen kaldırılması gerekir. Ya da nasıl desem, kızınız ve oğlunuz yolsuzluk yaparken yakalanır. Ses kayıtlarını hemen erişime kapatmak istersiniz. Hemen savcıya gidip konuşmanız yeterli.

İşte bizim bakanımızın yasayı savunması tam olarak budur. Arasına biraz mübalağa serpiştirdim ve caps yapılabilecek kıvama geldi.

Banka soyan insanların, güçlülerin ceza almadığı; baklava çalan çocuğun ise 13 yıl hapis yattığı Türkiye’de, savcı kesin insan halinden anlar. Böyle hakları, insiyatiflerini güçlülerin iyiliği için kullanmaz, değil mi?

Yürütme ve cezai işlemler ile ilgili tonla ayrıntı var fakat konunun özünü dağıtmayayım. Kısacası, herhangi bir içeriğe, bir kişinin isteği ile yasal olarak erişim engellenebilir oldu. Ve sadece istenirse bu “yasal” engelleme uzunca bir süre, ne bileyim belki yıllarca geçerliliğini koruyabilir. Bu sadece sürecin ne kadar uzatıldığına bağlı.

Güç sahiplerinin çıkardığı ikinci ders: Yarım günde yüz binlere ulaşan içeriklerin önünü kesmek için on kaplan hızında olmak gerekir. Engellemenin kısa sürede, tek bir kişinin insiyatifi ile yapılabilmesi gerçekten şeytanlığın anayasaya sokulması gibi bir şey.

Üçüncü adım için noktaları birleştirmek gerekiyor. Birkaç senaryo inceleyelim.

Senaryo A

Diyelim ki sıradan bir insanın uygunsuz bir videosu Internet’e düştü. Mevcut yasa ve uygulama ile sıradan insanlar savcı onayından sonra en geç bir gün içinde erişimin engellenmesini sağlayabilir.

Fakat sıradan insanlar herkes tarafından tanınmaz. Onların seks görüntüleri, başkaları için ancak amatör porno olabilir. Gerçekten bu yüzden yasa çıkarmak olsa olsa çılgınlıktır.

Senaryo B

Bir bakan akrabasının, belki çocuğunun, hatta bizzat kendisinin yolsuzluk kanıtları bir şekilde Internet’e düşer. Savcı elbette ki hemen kararı verir. İçeriğe erişim engellenir, içeriği barındırmak yasaklanır.

Bu sırada sıradan insanlar Youtube’da videoları izlemeye devam eder. Kazara denk gelip tıkladıkları bir link yasaklanmış olur. Zaten yasaklar normalleştiği için “gene saçma bir şeye yasak gelmiş” diyen zat, video izlemeye geri döner.

Senaryo C

Olmaz ama diyelim ki toplumun sabrını taşıracak bir olay olur. Bir toplu şehit haberi, bir çadır yakılması ya da bir engellinin polis tarafından dövülmesi olabilir. İnsanlar bu olaydan sosyal medya aracılığı ile haberdar olabilir. Savcı istediği kadar insiyatif kullansın, mantar gibi çoğalan içerik kaynağının hangi biri için engelleme kararı uygulatır.

Bana sorarsanız bu yasanın finali “Sansür Engine” ile bağlanır. Savcı bir video için engelleme kararı verir. On tane devlet görevlisi, basit bir arama motoru ile saptadığı her içeriğe anında sansür uygulayabilir. Sizin bir içeriği farklı kanallar üzerinden yaymanız, adını dahi yazmanız engellenebilir.

Eğer bu son yazdığıma gülerseniz yarın birlikte ağlarız.

Aynı anda, aynı şok edici olayı öğrenen kalabalığı düşünün. Çadırların yandığını öğrendiğinde takım elbisesi ile Taksim’e koşan beyefendileri, topuklu ayakkabıları ile eyleme katılan hanımefendileri düşünün. Ertesi gün Başbakan’ın sesi titreyerek “biz benzinliklerden..” deyişini hatırlayın.

Gerçeğin, öfke ve direnişi azaltmasının yolu ancak ve ancak parça parça, normalleştirilerek sunulması olabilir. Benim bu sansür altında aradığım şeylerden biri iki şeyden biri budur. Diğeri de web hareketlerinin kayıt altına alınması ile karşı duranın sindirilmesi, zorbalığın yasal kılıfa uydurulmasıdır.

Not 1: Anlattıklarımı, yasak zihniyetini, lütfen iktidar karşıtlığı olarak algılamayın. Onlar yöneten, biz kutuplaşanlar ise yönetilenleriz. Arada bir ayrım ya da taraf olacaksa; bu, biz ve onlar olmalıdır. Bugün bu iktidar, yarın öteki ve beriki. Biz dik durmadıktan sonra semer vuran bulunur.

Not 2: Nasıl söylesem, bir şeyleri değiştirmek istiyorsanız bir problemin nasıl çözüldüğünü anlamaya çalışın. Bir şey yapmak istiyorsak elimizi kirleterek kendimiz yapmalısınız. Ne bileyim, üzerine düşünün işte. İyi niyetli de olsa yakarmak çözüm değildir. Unutanlara hatırlatın.

Not 3: Çözüm, atlatmanın yolları ve teknik ayrıntıları bilmiyorum. Daha mühendis birisi ile konuşmak gerekiyor sanırım. Takip ettiğim kadarı ile Tayfun kısa bir şeyler yazdı bunların hakkında. İsterseniz darlayın, bize daha ayrıntılı anlatsın.

Kaynaklar:

Advertisements


Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s