Kullanıcı Deneyimi – 0: Hissiyat ve Hatıra

Son aylarda kullanıcı deneyimi terimini açıklamak üzere yazılmış pek çok makale gördünüz. Öyle ki “UX is not UI” başlığı trendi takip edenleri canından bezdirdi. UX ve UI içeren bir başlık gördüğümüzde sayfayı kapatır olduk.

Yazılan her bir makalenin amacı tecrübe kelimesi için büyük bir resim çizmekti. Herkes kendince “deneyim bir arayüze sıkışmış basit bir kavram değildir!” demek istedi. Fakat yazılardaki yaklaşım ve masaya yatırılan diğer konseptler yüzünden tecrübe kelimesi arayüz ile ilişkilendirildi.

Aşağıda görmüş olduğunuz iki görsel, bahsi geçen makalelerin “UX nedir?” sorusuna verdiği cevaptır. UX’in arayüz olmadığını içeride pek çok farklı dijital unsur olduğunu anlatmaya çalışıyorlar. Hemen bakalım trending literatür UX’i nasıl tanımlıyor.

Image

Eklediklerim gözüme çarpan ilk görseller. Genelini özetlemek gerekirse; “UX sadece kullanıcı arayüzü değildir. Bilgi mimarisi, etkileşim tasarımı, içerik vs gibi pek çok farklı unusuru da kapsayan geniş bir kapsamdır.”

Fakat tanımlama kısmında bir gariplik yok mu? UX nedir sorusunun cevabı, içerisinde farklı tanımlamalar gerektiren bir konsept listesi ile geliyor. Oysa açıklama yapmak için ne demişlerdi?

If you can’t explain it simply, you don’t understand it well enough.

İzniniz ile tüm bu tanımlamalara “fuck this shit” diyorum. İnovasyondan uzak insanların kurduğu sıradan ve sıkıcı cümleleri bir kenara bırakalım. Havanın güzel olduğu bir akşamda evde oturup bu yazıyı yazmamın gerçek motivasyonu da bu. Bildiğiniz terimleri unutun, başlıyoruz.

UX Tasarımı 101

Kullanıcı deneyimi tasarımı nedir? Bir e-ticaret sitesinde etkileşimi tasarlamak mıdır? Ödeme işlemini kolaylaştırmak mıdır? Müşteri temsilcisine erişmeyi sağlayan butonu yeşil renkli ve her yerde görünür yapmak mıdır? Teknik olarak evet. Bir e-ticaret sitesi için tüm bunlar kullanıcı deneyimi tasarımının bir parçasıdır.

Fakat hemen öncesinde inovasyon, kullanıcı deneyimi ve ürün tasarımı ilişkisini incelersek kullanıcı deneyimin önemli unsurları pek tabii değişir. Çünkü günün sonunda e-ticaret sitesi, e-ticaret sitesidir. Biri alır, biri satar. “Product Goal” dediğimiz ürün amacı her e-ticaret sitesinde aynıdır.

Peki, daha önce eşi ve benzeri görülmemiş bir ürün hakkında konuşacak olursak; “tecrübe” kelimesi farklı bir anlam kazanır mı? Kesinlikle!

Çünkü her ürün, bir ihtiyaç için geliştirilmektedir. E-ticaret, oyunlar, Evernote, Last.fm, bir matkap, buzdolabı, fotokopi makinası… İstisnasız her biri, eşine az rastlanan yaratıcı biri tarafından sorulmuş bir soruya uygulamalı olarak verilmiş bir cevaptır. Merak ile karışık bir dürtünün heyecanlı üretim macerasıdır.

Kronolojik sıra ile incelediğimizde ortada problem varken ürün henüz yoktur. Ürün, problemi gören kişi tarafından çözüm olarak geliştirilir. Nihayetinde her ürün bir çözümdür.

Ürünün Doğası

Bu aşamada yapılan iş, daha önce kimselerin bilmediği, henüz var olmayan bir çözüm ortaya koymaktır. Sonsuz farklı şekilde çözülebilecek bir problem için “çözüm budur, yaptık oldu!” diyebilmektir. Yani tecrübe tasarımı bulduğunuz akıllı çözüm ile başlar. Aklınızla orantılı olarak değişir.

Deneyim, Hissiyat ve Hatıra

Kullanıcı deneyimi (adı üstünde) sağladığınız akıllı çözümün kullanıcıda bıraktığı etkidir. Kullanım anında hissiyat olarak başlayan, sonrasında hatıraya dönüşen duygusal bir etkileşimdir. Ne hissettiğimiz ve sonrasında ne hatırladığımızdır.

Ürüne ismen dahi olsa ilk temas ile başlayan, her kullanımda pekişen, başkalarının söyledikleri ile şekillenebilen ve en önemlisi hatırası yaşadıkça devam eden bir etki çemberidir.

Yaratmaya çalıştığımız bir his olduğu için, etki edebilecek unsurları saymak mümkün değildir. Kesin olarak tasarlaması imkansız, yakın olarak tahmin etmesi zor bir konsepttir.

En basit hali ile anlatmaya çalışacağım. Her açıdan kusursuz bir ürünü düşünün. Hayal ya bu; sağladığı fayda, estetik kaygılar, kullanım kolaylığı gibi akla gelen her konuda yapılması gerekeni fazlasıyla yaptığını ve resmen küçük dağları yarattığını hayal edin. Tüm bunlardan sonra, bir kullanıcının her şeyden memnun kaldığını ve ürüne aşık olduğunu gözünüzde canlandırın. Şu aşamada isteseniz kullanıcı canını verir, değil mi?

Fakat sevdiğiniz ürüne aşık bir kullanıcının tüm aşkı, tek bir Sami yorumu ile yıkılabilir. Çünkü başkalarının yaptığı negatif yorumlar, tecrübe çemberinin ortasına koyulmuş büyük bir taştır. Ve bu yolda tek bir tökez, tek bir olumsuz gelişme, kullanıcıyı üründen koparmakla kalmaz. Akılda kalan tüm hatırayı da nefret-utanç gibi olumsuz duygulara dönüştürebilir. Yaşadığı tecrübeyi, zaman limiti tanımaksızın değiştirebilir.

Daniel KahnemanDaniel Kahneman tecrübe, hissiyat ve hatıra arasındaki bu oyunları harika örnekliyor. Çeberin ne kadar dar ve tehlikeli olduğunu anlatabilecek daha iyi bir alıntı düşünemiyorum.

Yaptığım bir konuşmayı izleyen birisi, soru cevap faslında bir hikaye anlattı. Hikaye şöyle; bir seferinde, bir senfoni orkestrasını dinliyormuş ve müzik kesinlikle muhteşemmiş. Fakat kaydın hemen sonunda ise korkunç bir cayırtı mevcutmuş. Bunu anlatırken oldukça duygusal bir şekilde, bu sesin tüm deneyimi berbat ettiğini söyledi. Ama aslında öyle olmamıştı. Berbat olan şey, bu deneyimin anıları idi. Aslında deneyimi yaşamıştı. 20 dakika boyunca müthiş bir müziği dinledi. Ama bunun hiç bir önemi yok çünkü geride sadece bir hatıra kaldı; elinde kalan ve saklayacağı tek şey bu hatıra idi, ki o da berbat olmuştu.

Söylediklerimin tümüne, hatta bir kısmına dahi katılmanızı beklemiyorum. Fakat düşündüklerim ve gözlemlediklerim bunlardır. Tek beklentim ise kavramları kavramlar ile tanımlamaktan vazgeçmek. Umarım ezber geçilen sıradan metinleri acil olarak değil ama çabuk çabuk bırakırız. Nazara gelmeyelim.

Not 1: Kullanıcı deneyimi konusunu bir seri olarak işlemek istiyorum. Sanırım günün sonunda nereye geleceğimi de ilk yazıda biraz ifade edebildim. Serinin devamını kullanıcı deneyimini oluşturan üç temel etken; estetik, fonksiyonalite ve iletişim-aidiyet, hakkında birer yazı yazarak getireceğim. Belki bir yazı da hatırlamanın nasıl olduğunu açıklayan “cognitive” teoriler için gelir.

Not 2: Bir önceki yazıdan anlaşılabileceği gibi, blogdaki dili İngilizce olarak değiştirmeye karar vermiştim. Fakat tanıştığım birkaç genç beni kararımdan döndürdü. Tek kelime İngilizce bilmeden proje yapmaya, girişimci olmaya çalışan liseli arkadaşlara helal olsun.

Not 3: Bu daha başlangıç, mücadeleye devam. #DirenGezi

Advertisements